276 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ
Yayım tarihi kaynakta belirtilmemiş
Tebliğ metni
Zamanaşımına uğramış olması itibariyle kayıtlardan çıkarılması gereken varidat bakayasına ait terkin cetvellerinde zamanaşımı başlangıç tarihlerinin gelişi güzel bir şekilde gösterildiği ve bu tarihlerin aynı zamanda zamanaşımının en son kesildiği tarih sütununa da yazıldığı, bazı varidat bakayasının isimleri yanlış ve noksan gösterildiği cihetle mahiyetlerinin teşhisinin mümkün olamadığı ve tazminat bedellerinin 3321 sayılı Kanun ve izahnamesi hükümleri dairesinde terkinine tevessüle devam edildiği anlaşıldığından keyfiyetin tavzihine lüzum hasıl olmuştur. 1. Bilindiği üzere 6183 sayılı Kanunun 102 inci maddesinde "Âmme alacağı vâdesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususî kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rizaen yapacağı ödemeler kabul olunur "ve 103 üncü maddede de" aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir; 1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonunda yapılan her çeşit tahsilât, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6 .Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilâflı âmme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Âmme alacağının teminata bağlanması, 9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki âmme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı âmme idaresi tarafından borçlu âmme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, Kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vâde gününün rastladığı; âmme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür" denilmektedir. Aynı kanunun 37 inci maddesi ile de âmme alacaklarının Maliye Vekâletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödeneceği ve her iki halde de bu ödeme müddetlerinin son gününün âmme alacağının vâde günü olacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır. Kanunun bu hükümlerine göre (para cezaları hariç) gerek hususî kanunlarında ödeme müddeti gösterilmiş olsun gerekse hususî kanunlarında ödeme müddeti gösterilmemiş olduğu için ödeme müddeti 37 inci maddeye göre tayin ve tesbit edilmiş bulunsun bilûmum âmme alacaklarının zamanaşımının tayinine, vâde tarihinin rastladığı takvim yılını takip edecek olan takvim yılının başı esas olarak alınacaktır. (Zamanaşımının kanunun 104 üncü maddesine göre durması hali hariç). Bu tarih ise daima âmme alacağının vâdesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılın Ocak ayının birinci günüdür. Bu başlangıç tarihinin hiç bir şekilde değişmesi ve başka bir güne rastlaması mümkün olmadığından buraya, âmme alacağıcın vâde tarihi, kesinleşme tarihi gibi tarihler yazılması yanlıştır. Bu sebeple, Vergi Dairelerinde Defter ve Basılı Kâğıtların ne Suretle Kullanılacağı Hakkındaki Tarifnamenin 146 ıncı sahifesinde açıklandığı şekilde tanzim edilecek olan «Zamanı İdare hesabiyle ilgili bakaya ve zamanaşımına uğramış gelirler terkin cetveli» nin «zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi» sütununda gösterilecek tarihin bu şekilde tesbit edilmesi lâzımdır. 2. Zamanaşımının 103 üncü maddeye göre kesilmesi halinde, âmme alacağının zamanaşımı süresinin hesabına daima zamanaşımının kesildiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başı esas alınmaktadır. Zamanaşımının 103 üncü maddede 10 fıkra halinde sayılan muamelelerden herhangi birisinin tatbiki suretiyle kesilmesi halinde, cetvelin, «zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi» sütununa âmme alacağının birinci maddede açıklandığı şekilde, zamanaşımı başlangıç tarihi yazılmakla beraber, ayrıca cetvelin «zamanaşımının en son kesildiği tarih» sütununda zamanaşımının en son kesildiği tarih gösterilecektir. Binaenaleyh cetvelin tanziminde bu sütuna bir evvelki sütundaki malûmatın aynen yazılması doğru olmayacağından bu hususa bilhassa dikkat edilmesi icap eder. 3. Borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflhas etmesi veya terekenin tasfiyesi dolayısiyle zamanaşımının, kanunun 104 üncü maddesi gereğince durması halinde, cetvelin «zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi» sütununda yukarıda birinci maddede açıklandığı şekilde âmme alacağının normal zamanaşımı başlangıç tarihi gösterilmekle beraber, cetvelin mülâhazat hanesinde ayrıca zamanaşımını durduran sebeple durma süresi (hangi tarihten hangi tarihe kadar durduğu) belirtilecektir. Bu kabil alacaklarda zamanaşımının durmasından evvel veya sonra, zamanaşımı kesilmişse, keza cetvelin "zamanaşımının en son kesildiği tarih" sütununda yukarıda ikinci maddede açıklandığı üzere aynı zamanda zamanaşımının kesildiği tarih de gösterilecektir. 4. Kanunun yukarıda metni verilen 102 inci maddesi umumî olarak zamanaşımı haddini beş yıl olarak kabul etmiş ise de, para cezalarının hususî kanunlarındaki zamanaşımı hükmünü mahfuz tutmuştur. Binaenaleyh bunlara ait zamanaşımı hadlerinin tayininde hususî kanunlarındaki zamanaşımı hükmünü mahfuz tutmuştur. Binaenaleyh bunlara ait zamanaşımı hadlerinin tayininde hususî kanunlardaki ilgili hükümler tatbik edileceğinden, para cezalarına ait zamanaşımı başlangıcının diğer amme alacaklarında olduğu gibi, takvim yılı esasına bağlı olarak gösterilmesi mümkün değildir. Terkin cetvelinin «zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi» sütununda daima para cezalarının kesinleştiği tarih gösterilecektir. 5. Para cezalarında da zaman aşımı 103 üncü maddede 10 fıkra halinde gösterilen muamelelerin tatbiki suretiyle kesileceğinden, bunlardan böyle bir muamele tatbiki suretiyle zamanaşımı kesildiği takdirde de ait olduğu sütunda para cezasının kesinleştiği tarihe göre tesbit edilecek olan zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi gösterilmekle beraber terkin cetvelinin «zamanaşımının en son kesildiği tarih» sütununda da ayrıca zamanaşımının son kesildiği tarih gösterilecektir. 6. Terkin cetvellerinde âmme alacaklarının isim ve miktarı yanlış ve bazen de okunamıyacak şekilde silik olarak yazılmaktadır. Bu durum cetvel muhteviyatının lâyıkı veçhile kontrol ve terkini istenilen âmme alacağının mahiyetini teşhise mani olmaktadır. Bu kabil cetvellerin iadesine mahal kalmaması için, Vergi Dairelerinde Defter ve Basılı Kâğıtların ne Suretle Kullanılacağı Hakkındaki Tarifnamede açıklandığı üzere gayet sıhhatli olarak tanzim edilmesi zaruridir. 7. Tahsilât 230 seri numaralı genel yazıda da açıklandığı üzere tazminat bedellerinin eşhas borçlarına zimmet kaydedilerek saymanlıklarca takip ve tahsil edilmesi icap etmektedir. Bunların vergi daireleri ile bir alâkası yoktur. Bu kabil varidat bakayasından muayyen olan zamanaşımı süresi içersinde tahsil edilmiyenlerin de yine saymanlık servislerince Muhasebei Umumiye Kanununun 133 üncü maddesi gereğince terkini temin edilerek kayıtlardan çıkarılması lâzımdır. Bu kabil alacakların 3321 sayılı Kanun ve izahnamesi hükümleri dairesinde terkini mümkün değildir. Bu sebeple tazminat bedellerinin 3321 sayılı Kanun ve izahnamesi hükümleri dairesinde terkine tevessül edilmemesi ve bunlardan halâ vergi dairesi kayıtlarında bulunanlar varsa onların da bahis konusu edilen 230 seri numaralı genel yazı hükümlerine dayanılarak saymanlıklara devredilmesi gerekir. Bilgi edinilmesi ve bu genel yazı hükmünün sür'atle ilgililere duyurulması rica olunur.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.