39 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ(*)
Resmî Gazete: · sayı
Tebliğ metni
5421 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 193 sayılı Kanunla 1/1/1961 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Kanununun birçok hükümleri eski kanundakilerin aynı olduğu ve bunlar hakkında da evvelce çıkarılmış olan izahname ve genel tebliğlerde gerekli açıklamalar bulunduğu cihetle, bu mevzularla ilgili tatbikatın yürütülmesine devam edilmesi tabidir. 193 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve yeniden konulan hükümler hakkında ise, Bakanlıkça ayrı bir izahname hazırlanmaktadır. Bu işin bitmesine kadar kanunun müstacel görülen bazı hükümlerinin izahına lüzum görülmüştür. I _ Esnaf muaflığı ve esnafın vergilendirilmesi : A _ Vergiden muaf esnaf : Yeni kanunda muafiyetin şümulü daraltılmış ve muafiyet mahdut gelirli ve daha çok gezici olarak çalışan ticaret ve san'at erbabına hasrolunmuştur. Yeni hükümlere göre (Md. 9) ticarî ve sınai kazançları gelir vergisinden muaf tutulacak olanlar şunlardır : _ Elde, sırtta, başta, el veya ayak ile müteharrik el arabası veya hayvanla taşımak suretiyle köylerde, mahalle aralarında ve pazarlarda yenilecek, içilecek, yakılacak, zat ihtiyaçlarında veya evlerde kullanılacak madde ve malzemeleri perakende olarak satanlarla aynı suretle gazete, mecmua, kitap, piyango, bileti, kartpostal, zarf, mektup kâğıdı, çocuk oyuncaklarını perakende satanlar; _ Bir iş yeri açmaksızın gezici olarak lehimciler, musluk tamircileri, çilingirler, çalışan hallaçlar, kalaycılar camcılar, kundura boyacıları berberler, nalbantlar, fotoğrafçılar, odun ve kömür kıranlar, çamaşır yıkayıcıları, hamallar; _ Köylerde gezici olarak her türlü madde, malzeme ve eşyanın perakende satışı ve küçük sanat işleriyle iştigal edenler (Nüfusu 2 000 den "2 000 dâhil" aşağı olan köylerde yukarıda yazılı işleri işyeri açmak suretiyle yapanlar da bu fıkra hükmünden istifade ederler.) ; _ Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilâtoya (50 rüsüm tonilâto dahil) kadar makinasız veya motorsuz taşıma vasıtası işletenler; hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler, birlikte yaşıyan eşlerle velâyet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir.) ; _ Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutad hale getirmeksizin arasıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler; _ Hariçten işçi almamak, muharrik kuvvet kullanmamak kayıt ve şartiyle oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çorap, halı, kilim, dokuma mamulleri, örgü dantelâ, nakış işlerini ve hasır, sepet, süpürge, yapma çiçek, ip ve urganları dükkân açmaksızın satanlar (Gelir veya Kurumlar vergilerine tabi mükelleflere bu gibi işleri ücret mukabilinde yapanlar hariç.) ; _ Yukarıki fıkralarda sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri, Danıştayın muvafık mütalâası üzerine, Maliye Bakanlığınca kabul ve ilân olunan ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler. Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısile gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar. Yaptıkları iş ve çalışma tarzları yukarıki hükümlere uygunluk arz etmiyenler tabiatile muafiyetten faydalanamayacaklardır. Bu gibi esnaftan ziraî veya serbest meslek kazançları veya yukarıki işler haricindeki ticarî faaliyetleri dolayısile gerçek usulde gelir vergisine tabi bulunanlar, bahis konusu muaflıktan istifade edemiyeceklerdir. Bu halde, muaflığını kaybettikleri işlerine ait kazançlarını da beyannamelerinde göstereceklerdir. B _ Esnafın vergilendirilmesi : Ticaret ve sanat erbabından (A) paragrafında belirtilenler dışında kalanlar, ticarî ve sınaî kazançları dolayısile gelir vergisine tâbi olacaklardır. Bu gibilerin vergilendirilmesi ya götürü usulde veya gerçek usulde olacaktır. Götürü usulde vergilendirilecek olanlar için yeni kanunun 47 nci maddesinde genel, 43 inci maddesinde özel şartlar konulmuştur. Bu şartlardan her hangi birini haiz olmıyanlar gerçek usulde gelir vergisine gireceklerdir. Bunlardan ayrı olarak, bazı ticaret ve san'at erbabı, götürü usul için tanınan şartları haiz olsun veya olmasınlar, mutlak surette gerçek usulde gelir vergisine alınmışlardır. Bütün bu hususların ilgili bulunduğu kanun hükümleri, çıkarılacağına işaret ettiğimiz izahnamede etraflıca açıklanacaktır. Aşağıda belirtilen ticaret ve sanat erbabı kanunun ilk tatbik yılında gerçek usulde gelir vergisine tâbidirler : 1. 5421 sayılı Kanunla ek ve tadillerine göre esnaf muaflığı için konulmuş olan genel ve özel şartları 1960 takvim yılı içinde kaybetmiş bulunanlar, 2. 1/1/1961 tarihinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yazılı genel şartları haiz olmayanlar, 3. 1960 takvim yılı içinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 48 inci maddesinde yazılı özel şartları haiz olmayanlar, 4. Kollektif şirket ortakları, komandit şirketlerin komandite ortakları, ikrazat işleriyle uğraşanlar, sarraflar, kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar, gelir ve kurumlar vergisine tabi inşaat, onarım ve ulaştırma müteahhitlerine karşı derece derece taahhütlerde bulunanlar, sigorta prodüktörleri, her türlü ilân ve reklâm işleri ile uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler, gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar, tavassut işi yapanlar (taşıma vasıtalarının sahibi veya işleticisi durumunda olmaksızın taşıma işleri yapanlar dahil.) , 5. Ocak 1961 sonuna kadar götürü usulden faydalanmak istemediklerini yazı ile bildirenler, A _ 1 numaralı bentde sözü edilen ve yıllarca tatbik görmüş olan genel ve özel şartların mahiyeti 35 S. numaralı genel yazıda etraflıca izah edilmiştir. Gerek mezkûr genelge ve gerek münferit hâdiseler dolayısiyle teşkilâta tebliğ edilmiş olan muktezalar nazarı itibare alınarak, tatbikatın yürütüleceği tabiîdir. B _ 2 numaralı bentde sözü edilen genel şartlara gelince; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 47 nci maddesinde yer alan genel şartlardan birincisi, yani; işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak şartı, kaldırılan kanunda da mevcut olduğu ve bu şartın ne suretle anlaşılıp uygulanacağı tamim ve tebliğlerle izah edilmiş bulunduğu cihetle, burada ayrıca açıklanmasına lüzum görülmemiştir. Genel şartlardan ikincisi, işyerlerinin yıllık gayrisâfi iratları toplamının 180 lirayı aşmamasıdır. Bu şart, evvelce olduğu gibi, işyerleri iratlarının takdir tarihlerine göre bazı indirim ve ilâveler yapılmak suretiyle tâyin ve tatbik olunacaktır (193 sayılı Kanun, geçici madde 4). Şöyle ki; iratları 1/1/1940 tarihinden önce takdir olunan işyerlerinin gayrisâfi iratlarına % 50 zam, iratları 28/2/1947 tarihinden sonra takdir olunan işyerleri iratlarından % 35 indirim yapılmak, bu iki tarih arasında takdir olunan iratlar ise aynen nazara alınmak suretiyle bulunan miktarın 180 lirayı aşıp aşmadığına bakılacaktır. Bu esasa göre kanunun tâyin ettiği bu -180 lira- şartın mevcut olabilmesi için, 1/1/1940 dan evvele ait iratların 120, 1/1/1940-28/2/1947 devresine ait olanlarının 180, 28/2/1947 den sonraki devrelere ait bulunanların ise, 277 lirayı aşmamış olması lâzımdır. Bu hadlerin aşılması halinde gayrisâfi irat şartı ihlâl edilmiş sayılacaktır. Gerçek veya götürü usulde vergiye tabi tutulacak ticaret ve sanat erbabını tayin bakımından büyük önemi haiz olan işbu şartın gerek mükellef ve gerek idare yönünden tahkik ve tesbiti mümkün bulunmaktadır. İşyerleri Vergi Daireleri çevrelerinde bulunanlar derhal tesbit edilerek Özel İdarelerden celbedilecek gayrisâfi irat cetvellerindeki malûmata göre mevzuubahis şartı haiz olup olmadıklarının tahkiki ve şartı ihlâl eyledikleri anlaşılanların mükellefiyetlerinin gerçek usulde tesisinin temini ve bu hususta alâkalıların ayrıca ikaz edilmeleri uygun olur. Genel şartlardan üçüncüsü, gerçek kazancı veya iradı dolayısiyle yıllık Gelir Vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olmamaktır. Kanun hükmüne göre bu şart iki unsuru ihtiva etmektedir : a) Mükellefin Gelir Vergisine tâbi ve götürü usuller dışında tesbit edilen gelire sahip olması, b) Bu geliri dolayısiyle yıllık beyanname vermek mecburiyetinde bulunması. Bu esasa nazaran, bilfarz bir bakkal ayrıca arzuhalcılık da yapıyorsa, arzuhalcılık kazancı götürü usulde tesbit olunan gelirlerden olduğundan, anılan şahıs mezkûr şartı haiz telâkki edilecek, şayet ikinci iş, yıllık beyanname verilmesini gerektiren gelir mahiyetinde (Gayri menkul veya menkul sermaye iradı gibi) bulunuyorsa şart ihlâl edilmiş sayılacaktır. c) Esnaf muaflığını eski hükümlere göre, 1960 yılında haiz olan ticaret ve sanat erbabının bu yılda yaptıkları muamele ve faaliyetlerine ait alım, satım, ücret ve saire nev'inden miktarları 193 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle konulan özel ölçüleri aşmış olursa bu kabil ticaret ve san'at erbabı da 1/1/1961 de gerçek usulde gelir vergisine tabi tutulacaklardır. Mükelleflerin hangi hallerde özel ölçüleri aşmış sayılacakları aşağıda gösterilmiştir : _ Alım, satım, imal, inşa, tamir ve küçük sanat işlerini yapanlarda bir takvim yılı içinde satın aldıkları veya ithal ettikleri emtianın, iptidaî maddenin ve malzemenin mübayaa bedelleri tutarı 40.000 lirayı aşanlar, _ Bir takvim yılı içinde sattıkları veya ihraç ettikleri emtianın, iptldaî maddenin ve malzemenin satış bedelleri tutarı 48.000 lirayı aşanlar, _ İptidaî madde, yardımcı malzeme ve işçilik müşteriye ait olarak ücretli durumuna girmeksizin yaptıkları imalât, tamirat, basım, inşaat ve küçük san'at işleri karşılığında bir takvim yılı içinde aldıkları gayrisâfi ücret tutarı 8.000 lirayı aşanlar, _ İptidaî madde ve malzeme müşteriye, işçilik mükelleflere ait olmak üzere yapılan imalât, tamirat, basım, inşaat ve küçük sanat işlerinde yıllık gayrisâfi hasılat tutarı 30.000 lirayı aşanlar. _ Mükellef hem alım, satım, imâl, inşa, tamir ve küçük sanat işlerini ve hem de iptidaî madde, malzeme ve işçilik müşteriye ait olarak -müşterinin hizmetlisi durumuna girmeksizin imâl, inşa, tamir, basım ve küçük sanat işlerini bir arada yapıyorsa, bir takvim yılında aldığı ücretlerin veya hasılatın altı katı ile alım bedelleri yıllık tutarı toplamı 45.000 lirayı aşanlar, _ Mükellef hem alım, satım, imâl, inşa, tamir ve küçük sanat işlerini ve hem de iptidaî madde ve malzeme müşteriye, işçilik kendisine ait olarak imâl, tamir, basım, inşaat ve küçük sanat işlerini bir arada yapıyorsa, bir takvim yılında sağladığı gayrisâfi hasılatın üçte bir fazlasiyle emtia, iptidaî madde ve malzemenin mübayaa bedellerinin tutarı toplamı 40.000 lirayı aşanlar, _ Mükellef hem iptidaî madde ve yardımcı malzeme ve işçilik müşteriye ait olarak -müşterinin hizmetlisi durumuna girmeksizin- imâl, tamir, basım, inşaat ve küçük sanat işlerini ve hem de iptidaî madde, malzeme müşteriye, işçilik kendisine ait olarak imâl, tamir, bakım, inşaat ve küçük sanat işlerini bir arada yapıyorsa aldığı gayrisâfi ücretlerin tutarlarının dört katı ile sağladığı yıllık gayrisâfi hasılatın toplamı 30.000 lirayı aşanlar, _ Otel, sinema, plâj, dansing ve emsali eğlence ve istirahat yerleri işletenlerde sağladıkları yıllık gayrisâfi hasılat tutarı 8000 lirayı aşanlar, _ Maden işletmeleriyle taş ve kireç ocaklarında, kum ve çakıl istihsal yerlerinde, tuğla ve kiremit harmanlarında bir takvim yılı içinde satışların mecmuu bedeli 48.000 lirayı aşanlar, _ Birden fazla motorlu kara nakil vasıtası veya 5 den fazla araba, yahut 18 rüsum tonilâtodan fazla makinalı, 90 rüsum tonilâtodan fazla makinasız nakil vasıtalarını -sahip veya işletici sıfatiyle_ işletenler, (Su üzerinde müteharrik makinalı ve makinasız vasıtaların bir arada işletilmesi, halinde makinalıların rüsum tonilâtoları toplamının 5 katı ile makinasız rüsum tonilâtoları toplamı 90 R. T. yu aşanlar.) Bir takvim yılı içinde alınan taşıma ücretleri tutarı 15.000 lirayı aşanlar, (Bu bentde yazılı ölçüler birlikte yaşayan eşlerde velâyet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde bu kimselerin veya ortaklığın işlettikleri vasıtalar toplu olarak nazara alınır). Kâr hadleri emsallerine nazaran bariz derecede düşük olan tekel maddeleri, damga pulu, millî piyango bileti, akaryakıt ve bunlara benzer sair emtianın alım satım ölçüleri Bakanlıkça tayin edilip bildirilecektir. 1960 yılında yapılan ve fakat özel ölçüleri kanunda gösterilmemiş olan ticaret ve sanat erbabının vergi durumu 1/1/1961 deki genel şartlara bakılarak belli edilir. D _ Yukarıda 4 numaralı bentde sözü edilen mükellefler mutlak olarak gerçek usulde gelir vergisine tabi tutulması icabedenlerdir. E _ Mülga hükümlere göre muafiyet ve yeni hükümlere göre götürülük şartlarını haiz olsalar bile Ocak 1961 ayı sonuna kadar yazı ile götürü usulden faydalanmak istemediklerini bildiren ticaret ve sanat erbabı da gerçek usulde vergilendirilecekdir. Yeni kanunun tatbiki sebebiyle mükellefiyete gireceklerin ne gibi ödevleri olduğu ve bu ödevleri ne zaman ve ne şekilde yerine getirecekleri Vergi Usul Kanununun izahına ait genel yazıda açıklanmıştır. Bütün bu hususların münasip ve mutad vasıtalarla alâkalılara duyurulması uygun olur. Kanunun ilk tatbik yılında götürü usulde Gelir Vergisine tabi tutulacak ticaret ve sanat erbabı 193 sayılı Kanunda, ticaret ve sanat işleriyle uğraşanlardan bir kısmı için eski kanunda olmayan yepyeni bir vergilendirme usulü kabul edilmiştir. Bu, (Götürü Usul) dür. Esnaf muaflığından istifade edenlerin ve gerçek usulde vergiye tabi tutulacak olanların dışında kalan kimseler bu usule girerler. Götürü usul için kanunda, evvelce temas olunduğu gibi, bir takım şartlar konmuştur. Bu şartlar genel ve özel olmak üzere ayrılır. Bunların mahiyetleri ve ölçüleri, bundan evvelki bahislerde gösterilmiş olduğu için, burada tekrar edilmiyecektir. Sözü edilen genel ve özel şartları haiz olanların kazançları, Bakanlıkca tanzim edilerek iş cetvellerinde belirtilen iş nev'ilerine göre, Vergi Usul Kanunundaki esaslar dairesinde takdir komisyonlarınca tayin olunur. Bu kazançlar safi miktarları ifade eder ve bunlara Gelir Vergisi mükelleflerine mahsus en az geçim indirimi uygulanır. Söz konusu kimseler Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince karne almak ve bu karneleri doldurmak, medenî hal ve aile durumlarına ait bilgileri yetkili muhtarlığa tasdik ettirmek ve sonra karneyi vergi dairesine ibraz etmek mecburiyetindedirler. Ancak, bu zümre için elde karne mevcut olmadığından hazırlanmasına ve tab'ına tevessül olunmuştur. Gönderileceği zamana kadar vergi dairelerine müracaatta bulunanların mükellefiyet kayıtlarının tesis ve tescili cihetine gidilmesi, karneler geldiğinde ilgililerine verilmesinin sağlanması lâzımdır. Gerek gerçek, gerekse götürü usulde vergilendirilecek ticaret ve san'at erbabının durumlarını kendilerinin tayin etmesi esastır. Ancak, gayri safi irat şartına ait izahlarımız sırasında da temas edildiği veçhile, idarenin, mükelleflerin müracaatlarını beklemeksizin, mükellefiyet tesisinde faydalanabileceği kayıtlardan (özel idare, esnaf muaflığı karnelerine ait kayıtlar vesaire gibi) istifade suretiyle mükellefiyet tesisinin geciktirmemesini temin ve gerektiği ahvalde mükellefleri ikaz eylemesi tabiidir. II _ Tarım kazançlarının vergilendirilmesi : Kaldırılmış olan 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununda ziraî kazançlar tamamen vergiden müstesna tutulmuş iken yeni 193 sayılı Kanunda istisnanın şümulü daraltılmış ve bir kısım ziraî kazançlar Gelir Vergisi mevzuuna alınmıştır. 1. Ziraî kazanç ve ziraî faaliyet (Md. 52) : Ziraî faaliyetten doğan kazanç ziraî kazançtır. Ziraî faaliyet, 5421 saylı Kanunun 19 uncu maddesinde yapılan tarife uygunluk arzedecek şekilde tarif edilmekle beraber, tatbikatta müşahede olunan bazı iltibasları önlemek için hükme vuzuh verilmiş, bu arada kara ve su avcılığı faaliyetleri tarifin şümulüne alınmış, bazı nebat ve hayvan nevilerinde işin arazi üzerinde yapılmamasının ziraî faaliyet addine mâni teşkil etmiyeceği belirtilmiştir. Ayrıca, ziraî mahsullerin değerinin artırılması maksadiyle işlenmesi takdirinde işin hangi ahvalde ziraî faaliyet sayılacağı belirtilmiştir. 2. Ziraî işletme, çiftçi ve mahsul : Aynı maddede ziraî faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere (ziraî işletme), bu işletmeleri işletenlere, vergiye tabi olsun veya olmasınlar (çiftçi) ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olunan maddelere de (mahsul) denileceği hükme bağlanmıştır. Çiftçi, ziraî faaliyetlerle iştigal eden gerçek kişilerdir. Bunlar aşağıda izah olunduğu şekilde bu faaliyetlerinden doğan kazançları dolayısiyle ya vergiye tabidirler veya tabi değildirler. Vergiye tabi olan çiftçiler de ya gerçek usulde veya götürü usulde vergilendirileceklerdir. İster vergiden muaf veya vergiye tabi olsunlar, ister götürü usulde veya gerçek usulde vergilendirilmiş bulunsunlar, sözü edilen işleri yapanlar (çiftçi) sayılacaklardır. Herhangi bir tereddüt ve iltibası önlemek maksadiyle kollektif ve komandit şirketlerin ziraî işlerle iştigal etmeleri takdirinde çiftçi sayılmıyacakları ve ortaklarının şirket kârından aldıkları hisselerin ticarî kazanç addedileceği ayrıca tasrih olunmuştur. Böyle bir tavzihin yapılması, bu şirketlerin vergilendirilmesinde nazara alınmayıp doğrudan doğruya ortaklarının sağladıkları kazançların teklife tabi tutulmuş olması esasına dayanır. Maddeye bu şekilde bir sarahat verilmemiş olsaydı tatbikatta ziraî faaliyet icra eden bu kabil şirketlerin kazançlarının da ziraî kazançların tesbitine müteallik hükümlere göre vergilendirileceği gibi bir mâna çıkarılabilirdi. 3. Vergiye tabi olan ve olmıyan çiftçiler (Mad. 10) : a) Vergiden muaf çiftçiler : Vergiden muaf çiftçiler, birisi işletme büyüklüğü, diğeri yıllık satış tutarı olmak üzere iki ölçüye göre tayin ve tesbit edilmiştir. Bu iki ölçünün birlikte aranması zaruri olup bunlardan herhangi birisini haiz olmıyan çiftçi muafiyetten faydalanmıyacaktır. Aile reisi ile birlikte yaşıyan eşlerle küçük çocukların ziraî işlerine müteallik bu kabil ölçüler birlikte mütalâa edilerek toplamının kanunî hadleri aşıp aşmadığına bakılacaktır. Diğer taraftan, her ne nam ile olursa olsun, ortaklık (yarıcılık dahil) halindeki ziraî işletmelerde de bahis konusu işletme büyüklüğü ve satış tutarları topluca nazara alınacaktır. Sözü geçen ölçülerden herhangi birisi aşıldığı takdirde aile reisi, eş, küçük çocuklar ve ortaklar muafiyetten faydalanamıyacaklar, ölçüler muhafaza edildiği takdirde ise muaflık devam edecektir. İşletme büyüklüğü ölçüsü (Md. 12) : Küçük çiftçi muaflığı için tanınan işletme büyüklüğü ölçüsü 7 grup altında toplanmıştır. Bunlardan 1, 2, 3, 4 ve 6 ncı gruplarda tarım mahsulleri itibarile ekilen arazinin yüz ölçümleri, 5 inci grupta ağaç, 7 nci grupta ise hayvan adedi zikredilmek suretile işletme büyüklüğü tayin olunmuştur. Ekilen arazide yüz ölçümü dönümdür. Dönüm bin metre karelik bir toprak parçasıdır. (213 sayılı Kanun, Md. 47). Çiftçilerden bu 7 grupta sayılan tarım işlerinden birkaçını bir arada yapanlar, bu gruplarda belirtilen ölçülerin her birini aşmadıkları takdirde, işletme büyüklüğü şartını haiz sayılacaklardır. Ölçülerden herhangi birisi aşılmış olursa şahsın diğer şartları haiz olup olmadığını araştırmağa mahal yoktur. Satış tutarı ölçüsü (Md. 13) : İşletme büyüklüğü ölçülerini haiz olan çiftçilerin ziraî mahsullerinin bir takvim yılı içindeki satışları tutarının 15.000 lirayı aşıp aşmadığına bakılacak, bu had aşılırsa muafiyetten faydalanılamayacaktır. Arazi üzerinde yapılmıyan ziraî faaliyetlerde, kara ve su avcılığı işlerinde ve nihayet arazi üzerinde yapılmış olsa dahi işletme büyüklüğü ölçüsü gösterilmemiş olan ziraî faaliyetlerde yalnız bu, yıllık satış ölçüsünün mevcut olup olmadığına bakılacaktır. Yukarıda belirtilen işletme büyüklüğü ve yıllık satış tutarı şartlarını haiz olan çiftçiler ziraî faaliyetlerinden dolayı gelir vergisine tabi tutulmaz. Bu gibilerin gelir vergisine tabi başkaca kazanç ve iratları mevcutsa bu kazanç ve iratlar dolayısile gelir vergisi ile tekliflerine devam olunur. (Md. 11). b) Vergiye tabi çiftçiler : (a) parağrafında izah olunan işletme büyüklüğü ölçülerinden herhangi birisini ve yıllık satış ölçüsünü haiz olmıyan çiftçiler gelir vergisine tabidirler. Mezkûr ölçüleri haiz olsalar bile ticarî, sınaî ve meslekî kazançları dolayısile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi bulunanlar işbu muaflıktan faydalanamazlar. Bilfarz, işletme veya bilânço esaslarına göre kazancını tesbit etmekte olan bir tüccarın veya serbest surette icrayı meslek eden bir doktorun ayrıca ziraî faaliyetlerle uğraşması halinde haklarında bahis mevzuu muaflık hükümleri uygulanamıyacaktır. Buna mukabil götürü usulde vergiye tabi bir esnaf veya arzuhalci sözü edilen şartları haizseler muaflıktan faydalanacaklardır. Ticarî, sınaî veya meslekî kazançlar dışındaki gelirleri dolayısiyle Gelir Vergisine tabi olup anılan şartları haiz bulunanlar da kezalik muaflıktan istifade edeceklerdir. 4. Çiftçilerin vergilendirilmesi ve ziraî kazancın tesbit şekilleri (Md. 53) : Muaflık şartlarını haiz olmadıklarından dolayı ziraî kazançları üzerinden Gelir Vergisine tabi tutulacak olan çiftçiler, birisi (gerçek kazanç esası) , diğeri (götürü gider esası) olmak üzere, iki usulde kazançlarını tesbit edeceklerdir. a) Gerçek kaıanç esasına göre vergilendirilecek çiftçiler : Yıllık hasılâtları tutarı 100.000 lira ve daha fazla olan çiftçiler gerçek kazanç esasına göre vergiye tabidirler. Ortaklık halindeki işletmelerde ortaklığın yıllık hasılâtı 100.000 lira ve daha yukarı ise, ortaklardan her birinin hissesi bu miktarın altında da olsa, yine gerçek kazanç esasına göre vergilendirilirler. Götürü gider usulünden faydalanmak istemediklerini yazı ile bağlı oldukları vergi dairelerine bildirenler, yeniden işe başlamışlarsa işe başlama tarihinden; işe devam edenlerin ise, müracaatlarını takip eden takvim yılı başından itibaren gerçek kazanç esasında Gelir Vergisine tabi tutulurlar. Yıllık hasılâtları tutarı 100.000 lirayı aşmakla beraber 500.000 bin lirayı geçmiyenler kazançlarını (ziraî işletme hesabı esası) na göre tesbit edeceklerdir. Bu esasda ziraî kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılât ile yapılan giderler arasındaki müsbet farktır (Md. 54). Bu gibilerin tutacakları defter ve kayıtlar hakkında yeni Vergi Usul Kanununa ait tebliğlerde yeteri kadar izahat verilecektir. Yıllık hasılâtları tutarı 500.000 lirayı aşanlar veya bu had aşılmasa bile kendiliklerinden talepte bulunanlar ziraî kazançlarını bilânço esasında tesbit ederler. (Md. 59) . b) Götürü gider esasına göre vergilendirilecek olan çiftçiler : Yıllık hasılâtlarının tutarı 100.000 liradan aşağı olan çiftçiler kazançlarını götürü gider esasına göre tesbit ederler. Yeniden işe başlıyanlar veya ilk defa muafiyetten mükellefiyete geçenler de işe başladıkları veya mükellefiyete girdikleri yılın kazancını aynı usulde tesbit ederler. Götürü gider usulünden faydalanmak istemediğini bildirenler hakkında (a) parağrafındaki izahat dairesinde muamele yapılır. 1961 yılında vergiye tabi olacak bilûmum çiftçilerin kazançları götürü gider esasında tesbit olunur. Şukadar ki bu gibilerden Ocak 1961 sonuna kadar yazılı müracaatda bulunanların kazançları gerçek usulde tesbit edilir (213 S. V. U. K. Geç. Md. 3). Götürü gider esasında kazancın tesbitini bizzat vergi daireleri yapar. Bu usulde mükellefler sadece yıllık hasılâtlarını beyan ederler. Bu hasılâttan Vergi Usul Kanununa göre yetkili komisyonlarca tesbit ve ilân edilecek olan giderler indirilmek suretiyle vergiye tabi sâfi kazanç bulunur. Ziraî faaliyette kullanılan arazi ve bina ile alâkalı kiralar ve aynî mahiyetteki vergi, resim ve harçlar beyan edilecek olan hasılâttan ayrıca düşülür. Hasılâta tatbik edilecek götürü giderlerin ne süretle tesbit edileceği ve tatbik tarzı ayrı bir tüzükle açıklanacaktır. Gerek gerçek ve gerek götürü usulde ziraî kazancın tesbiti sırasında nazara alınacak hasılât ve gider unsurlarının neler olduğu kanunun 56 ve 57 nci maddelerinde, ayrı ayrı belirtilmiştir. 5. Ziraî kazançlarda istisna (Md. 19) : Muaflıktan faydalanamıyan çiftçilerden yıllık ziraî kazançlarının safi tutarı 10.000 liraya kadar olanların bu kazançlarının 5.000 lirası Gelir Vergisinden müstesnadır. Gelirleri aile reisi tarafından beyan edilecek eş ve küçük çocukların ziraî kazançları mevcutsa, aile reisi, eş ve çocukların ziraî sâfi kazançları toplamının 10.000 lirayı aşıp aşmadığına bakılır, aşmıyorsa bunlardan herbiri 5.000 liralık istisnadan ziraî gelirleri nisbetinde faydalanır. Ticarî veya meslekî kazançları dolayısiyle gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar hakkında işbu istisna tatbik olunmaz. Ziraî kazançlarla alâkalı olarak Gelir Vergisi ve Vergi Usul Kanununda yer alan diğer hükümler ve yukarıki hükümlerden ayrıca tavzihe lüzum görülenleri hakkında hazırlanmakta olan (Gelir Vergisi İzahnamesi) nde daha geniş malûmat verilecektir. III _ 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun acele izahına lüzum görülen diğer hükümleri : 1. Serbest meslek kazançlarında istisna (Md. 18) : 5421 sayılı Kanunun aynı numaralı maddesinde yer alan bu hüküm sadece eserlerin satışı, temsil, icra ve teşhiri suretile sağlanan kazançlara taallûk etmekte, bu eserler üzerindeki hakkın müellifi tarafından satılması veya kiralanması (sair kazanç ve iratlar) yahut (gayrimenkul sermaye iradı) şümulü içinde mütalâa edilmekte idi. Yeni hükümle eserler üzerindeki hakların kiralanması veya satılması da aynı madde şümulüne alınmıştır. Buna göre vücude getirilen eserlerin bir takvim yılı içinde satışından veya üzerindeki hakkın kiralanması veya satılmasından sağlanan kazancın 5.000 lirası vergiden müstesna olacaktır. Burada dikat edilecek nokta, mevzuubahis satış veya kiralamanın bizzat eserin sahibi, yâni müellifi tarafından yapılmış olmasıdır. Eserin sahibi olmıyanların satınalmak veya sair suretlerle iktisap ettikleri bu gibi haklar dolayısile elde ettikleri gelirler hakkında eski tatbikat dairesinde muamele yapılmağa devam edilecektir. 2. Gayrimenkul sermaye iratlarında istisna (Md. 21) : Bu maddenin 2 nci fıkrası eskisinden farklıdır. Evvelce Vergi Usul Kanununa göre defter tutanların mezkûr maddedeki istisnadan faydalanamıyacakları derpiş edilmiş iken yeni hükümde, ticarî, ziraî veya meslekî kazançlarını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanlarla gelirleri bunlar tarafından bildirilecek olanların istisnadan faydalanamıyacakları tasrih olunmuştur. Bu esasa göre bilfarz Vergi Usul Kanununa göre defter tutmak mecburiyetinde olmıyan ve fakat serbest meslek kazancı için yıllık beyanname veren bir mükellef veya geliri bunun tarafından bildirilen eş veya çocuklar evvelce 2500 liralık istisnadan faydalandıkları halde yeni hüküm muvacehesinde faydalanamıyacaklardır. 3. Ücretlerde istisna (Md. 23) : Bent 1, 11 : Genel, katma ve özel bütçelerden veya kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz olan emekli sandıkları tarafından ödenen emekli, malüllük, dul ve yetim aylıkları 1/1/1961 tarihinden itibaren Gelir Vergisinden istisna edilmiştir. Şukadar ki, kanunla kurulan emekli sandıkları dışında kalan tüzel kişiliği haiz emekli sandıklarından ödenen bu kabil aylıklar, hizmet süresi veya aylık seviyesi aynı olan Devlet memurlarına ödenen miktardan fazla ise, aradaki fark, ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır. Emekli, dul ve yetim aylıkları vergiden müstesna olanların Gelir Vergisine tâbi başkaca kazanç veya iratları mevcutsa bu kazanç ve iratlara en az geçim indiriminin uygulanacağı tabiidir. Bent 2 : Bu bent hükmü yeni kanunla tamamen değiştirilmiştir. Yeni hükme göre ziraat işlerinde bilfiil çalışan işçilerin ücretleri, bu kimseleri çalıştıranlar, Gelir Vergisinden muaf veya vergiye tâbi olmakla beraber kazançları götürü usulde tesbit edilen çiftçilerden ibaret bulunuyorsa, vergiden istisna edilecektir. Çiftçilerden kimlerin Gelir Vergisinden muaf olduğu kanunun 10 uncu maddesinde, kimlerin götürü usulde Gelir Vergisine tabi bulundukları ise 54-57 nci maddelerinde tasrih edilmiş ve bu maddelerle ilgili açıklamalar evvelki parağraflarda yapılmıştır. Binaenaleyh; işçi olarak tarım işlerinde bilfiil çalışanların ücretleri, bunları çalıştıranlar belirtilen şartları haiz değillerse, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Gelir Vergisine tabi tutulacaktır. Bent 5 : Bu bent hükmüne göre mahalle ve köy muhtarları ile köylerin kâtip, korucu, imam, bekçi ve benzeri müstahdemlerinin, mahalle ve çarşı bekçilerinin ücretleri Gelir Vergisinden istisna edilmiştir. Bu gibilerden götürü usulde vergilendirilmiş olanlar 1/3/1961 den itibaren, gerçek usulde vergilendirilmiş olanlar 1/1/1961 den itibaren ücretleri üzerinden Gelir Vergisi ödemiyeceklerdir (Geç. Md. 1). 4. Gider karşılıklarında istisnalar (Md. 24, Bent 4) : 24 üncü maddenin 4 numaralı bendindeki hüküm, 5421 sayılı Kanunun bu maddeye tekabül eden hükmüne nazaran değişiktir. Yeni hükme göre istisna, özel kanunlarına göre verilen yakıt bedellerıne hasredilmiştir. Bu bakımdan, eski kanun zamanında aynı bentte yer almış olan konut bedelleri veya geçici tazminat adı altında yapılan ödemelerden 193 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren Gelir Vergisi tevkif olunacaktır. 5. Tahsil ve tatbikat ödemelerinde istisna (Md. 28, bent 3) : Bu maddenin son fıkrası değiştirilmiştir. Yeni hükme göre öğrencilere tatbikat dolayısile verilen paraların vergiden istisna edilebilmesi için, ödemenin öğretim müessesesi veya öğrencinin tahsil masraflarını deruhte edenler tarafından yapılması şarttır. Bu itibarla 1/1/1961 tarihinden itibaren tatbikatın bu esas dairesinde yürütülmesi lâzım gelir. 6. En az geçim indirimi (Md. 31-32) : 193 sayılı Kanunun 31 ve 32 nci maddeleri mülga Gelir Vergisi Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerine tekabül etmektedir. Yeni kanunda indirim hadleri ve indirimde nazara alınacak medenî hal ve aile durumu esası değişikliğe uğramış ise de, bu değişiklik 1961 ve 1962 yıllarında uygulanmıyacağı için, bu yıllara ait tatbikat eskisi gibi devam edecektir (Geç. Md. 5). 7. Çocuk tabiri (Md. 33) : Yeni kanunla çocuk tabirine taallûk eden hükme yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre, nafakanın ana ve babaya müştereken tahmil edilmesi halinde çocuk hangi tarafın velâyeti altında ise ona ait indirim haddinin tayininde nazara alınacaktır. Bu esas cari tatbikata uygundur. 1/1/1961 tarihinden itibaren buna göre muamele ifası ve gerekirse kaza mercilerinin dikkat nazarlarının çekilmesi lâzım gelir. 8. Ticarî kazancın tarifi (Md. 37) : Ticari kazancın tarifine taallûk eden bu maddenin 3, 4, 5 ve 6 numaralı bentleri 5421 sayılı Kanundaki hükümlere nazaran değişiktir. 3 ve 4 numaralı bendlerde yer alan faaliyetler evvelce de ticarî kazancın tesbitine müteallik usullere göre tesbit edilmekte ve fakat (sair kazanç ve iratlar) a ait bölümde yer almakta idi. Bu defa ait olduğu kısma, yâni; ticarî kazancın tarifine ait maddeye alınmışlardır. 5 numaralı bendte kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım satımı ile uğraşanların faaliyetleri mutlak olarak ticarî faaliyet sayılmıştır. 6 numaralı bentde satın alınan veya trampa suretile iktisap olunan arazinin parsellenerek kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar ticarî kazanç addolunduğundan, bu gibi kazançların ticarî kazanç hakkındaki hükümler dairesinde tesbit ve teklif edilmesi lâzım gelir. Maddenin üçüncü fıkrasının parantez içindeki hükmüne 66 ncı maddeye ait izahlar sırasında temas olunacaktır. 9. İşletme hesabı esasında ticarî kazancın tesbiti (Md. 39) : Bu maddenin parantez içindeki ikinci fıkrası hükmü eski kanun zamanında mevcut değildi. Bu fıkra ile işletme hesabı esasında ticarî kazancın tesbitinde nazara alınacak hasılât ve giderlerin durumları tesbit olunmuştur. Buna göre ve tatbikata uygun olarak, elde edilen hasılâttan, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakların, giderlerden ise, tediye olunan ve borçlanılan meblağların anlaşılması lâzım gelir. 10. İndirilecek giderler (Md. 40) : Maddenin amortismanlara taalluk eden son (7 numaralı) bendin parantez içindeki hükmü eski kanundakinden farklıdır. Evvelce bedeli 50 lirayı aşmıyan alât ve demirbaşların amortismana tabi tutulmıyarak değerlerinin masraf yazılabileceği kabul edilmişti. Yeni hükümde bu had 1.000 liraya çıkarılmış ve peştemallıklar hakkında da aynı suretle muamele yapılmasına imkân verilmiştir. 11. Birden fazla yıllara sirayet eden inşaat ve onarım işleri (Md. 42, 43, 44) : 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 43 üncü maddesine tekabül eden bu maddeler hükümleri eskisinden tamamen farklı esasları ihtiva etmektedir. Şöyleki : a) Hükmün şümulü daraltılmıştır : Evvelce birden fazla yıllara sirayet eden inşaat, onarım ve ulaştırma işlerini kavrayan madde hükmü yeni kanunla sadece inşaat ve onarım işlerine hasrolunmuştur. Bu durumda ulaştırma işleri ile iştigal edenler 1/1/1961 tarihinden itibaren umumî hükümler dairesinde kazançlarını tesbit edeceklerdir. Şu kadar ki 1/1/1960 tarihinden evvel mukaveleye bağlanmış ve işe başlanmış ulaştırma işleri hakkında kaldırılan 43 üncü madde hükmünün uygulanmasına devam edilecektir. b) İşin devam ettiği yıllarda inşaat ve onarım işleri için yıllık gelir beyannamesi verilmiyecektir. c) Sözü edilen işlerden tahassül eden kâr veya zarar işin bittiği yıl kat'i olarak tesbit olunur. d) İşin hitamında tesbit edilecek kâr veya zararı, mükellefler dilerse, o yılın geliri olarak mezkûr yıla ait gelir beyannamelerine ithal ederler, dilerlerse işin devam ettiği yıllar zarfında bu işe ait olmak üzere yapılan işçilik ve malzeme sarfiyatının tutarları nisbetinde o yıllara dağıtır ve bu yılların kazancı olarak vergisini öderler. Bu sonuncu halde evvelki yıllarda başka işler dolayısiyle yıllık beyanname vermişlerse bu beyannamelerdeki kâr ve zararlar dağıtılan kâr veya zararlar nazara alınmak suretiyle düzeltilir. Neticede ikmalen salınacak veya düzeltme sonunda terkin ve reddolunacak vergiler hesaplanırken bu kazançlardan yeni kanun gereğince tevkif yolu ile alınmış olan vergiler ayrıca gözönünde tutulur. e) Hangi usul kabul edilmiş olursa olsun, kabul edilen usul bir yıl içinde hitama eren bütün işlere şâmil olarak tatbik edilecektir. Bu sebeple birden fazla iş deruhte etmiş olanlar her işi yıllık beyannamelerinde ayrı ayrı ek yapraklarda gösterirler. Bu usullerden herhangi birisini kabul eden mükellefler her inşaat ve onarım işinin hasılât ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta odukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeğe mecburdurlar. f) Bu madde hükmü, kanunun geçici 3 üncü maddesine göre 1/1/1960 tarihinden sonra mukaveleye bağlanmış ve işe başlanmış bu kabil inşaat ve onarım işlerine de şâmil olduğundan, mükelleflerin yukarıki mecburiyetleri kanunun yürürlüğü tarihinden itibaren yerine getirmeleri zaruridir. İkinci usulü kabul edenlerin de bu işlerle alâkalı yıllık beyannamelerini, yıllık gelir beyannamelerini verecekleri süre içinde vergi dairelerine vermeleri icap eder. Kanunun 43 ve 44 üncü maddelerinde müşterek genel giderlerin ve amortismanların ne suretle dağıtılacağı ve inşaat, onarım işlerinde işin bitiminden ne kasdedildiği hükme bağlanmıştır. 1/1/1960 tarihinden evvel mukaveleye bağlanmış ve işe başlanmış olupta bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan inşaat, onarım ve ulaştırma işlerinin kazancı, kaldırılan Kanunun 43 üncü maddesi ve bu maddeyi açıklayan izahname ve tebliğler esasları dahilinde tesbit ve teklif olunacaktır. 12. Ücretin tarifi (Md. 61) : 5421 sayılı Kanunun 45 inci maddesine tekabül eden bu maddenin sadece ikinci fıkrasının 1 numaralı bendindeki hüküm; emekli, dul ve yetim aylıklarının vergiden tamamen istisna edilmiş olmaları sebebile, değiştirilmiştir. Bu konuda evvelki parağraflarda gerekli izahat verilmiştir. 13. Gerçek ücretler (Md. 63) : Bu maddenin 1 numaralı bendi 193 sayılı Kanunla konulmuştur. Bu hüküm, Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca, 1961 takvim yılında tatbik edilmiyecektir. Aynı maddenin 2 numaralı bendinde yapılan değişiklik, ücretten hem emekli aidatı hem de sosyal sigorta primi kesilmesi hallerinde bunlardan yalnız birisinin ücretin vergilendirilmesinde matrahtan düşüleceğini temin maksadına matuftur. 14. Ücretlerde götürü usul (Md. 64) : Bu maddenin ilk bendi ile kazançları götürü usulde tesbit edilecek olan ticaret ve san'at erbabının yanında çalışanların ücretlerinin de götürü usulde tesbit edilmesi kabul olunmuştur. Bu gibiler hakkında uygulanacak muamele ayrı bir genelge ile tamim edilmiş bulunmaktadır. 15. Serbest meslek kazancının tarifi (Md. 65) : Bu maddenin ilk fıkrasında serbest meslek faaliyetinin devamlı veya ârızî olmasının bu faaliyetten sağlanan kazancın serbest meslek kazancı sayılmasına mani teşkil etmiyeceği ifade ve tasrih olunmuştur. İkinci fıkrasında serbest meslek faaliyeti iltibasa mahal kalmıyacak şekilde tarif edilmiştir. Bu tarife göre; bir hizmet, iş verene bağlı olmıyarak ve sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmî ve meslekî bilgiye veya ihtisasa dayanmakta ve ticarî mahiyette bulunmamakta ise, serbest meslek faaliyetidir. İşin ifası için bir iş yerinin mevcut olup olmaması ve işin muvakkat veya devamlı bulunması durumu değiştirmez. Maddenin son fıkrasında tahkim işleri dolayısile hakemlerin aldıkları ücretlerin serbest meslek kazancı olduğu sarahatla belirtilmiştir. Kollektif ve adî komandit şirketlerle adî şirketlerin ifa ettikleri serbest meslek faaliyetinden sağlanan kazançlar serbest meslek kazancı, ortakların bu şirketlerden alacağı hisseler de yine serbest meslek kazancı sayılacaktır. Kollektif ve adî komandit şirketler, serbest meslek faaliyeti dışında icra ettikleri diğer bilûmum faaliyetlerinden dolayı tüccar, ortakların bu şirketlerden sağladıkları hisseler ise, ticarî kazanç addolunur. 16. Serbest meslek erbabı (Md. 66) : Bu maddede serbest meslek erbabı açıkça tarif edilmiş ve mutlak surette serbest meslek erbabı sayılacak olanların şümulü genişletilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasının 1 numaralı bendi ile borsa ajan, acentaları, tatbikata uygun olarak noterler ve noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar, serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditeler, serbest meslek erbabını bir araya getirerek teşkilât kurmak veya bunlara sermaye temin etmek suretiyle veya sair surette serbest meslek kazancından hisse alanlar, bu işleri dolayısiyle serbest meslek erbabı addolunmuşlardır. Sözü geçen kimselerin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren serbest meslek erbabına teveccüh eden mecburiyetleri yerine getirmeleri lâzımdır. 17. Serbest meslek kazancının tesbiti (Md. 67) : Bu madde hükmüne göre, serbest meslek kazancı sahiplerinin müşteri ve müvekkillerinden serbest meslek faaliyeti ile alâkalı olarak para ve ayın şeklinde aldıkları gider karşılıklarını hasılatları meyanında göstermeleri; buna mukabil, vergi, resim, harç, keşif, şahitlik, bilirkişilik ve ekspertiz gibi hususlara harcanmak üzere aldıkları ve tamamen bu hususlara sarfettikleri para ve ayınları hasılâta kaydetmemeleri gerekmektedir. Mevzuubahis hususlara sarfedilmemiş olan para ve ayınlar o hesap döneminin hasılatı meyanına ithal olunur. Serbest meslek kazancı sahibi, kanundaki tarife göre serbest meslek erbabı durumunda ise, kazancının serbest meslek kazanç defteri üzerinde tesbit eder. Serbest meslek erbabı olmıyan, yâni; serbest meslek işini mutat meslek halinde yapmıyan kimseler için böyle bir defter mecburiyeti yoktur. Bu gibiler kazançlarını muhafazaya mecbur oldukları hasılat ve masraf vesikalarına göre tesbit ederler. Kollektif ve adî komandit şirketler Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre birinci sınıf tüccarlara mahsus ticaret defterleri tutmağa mecburdurlar. Bu gibi şirketlerden serbest meslek işiyle iştigal edenler için mezkûr defterler serbest meslek kazanç defteri yerine kaim olur. Serbest meslek kazançları sahipleri tahsil ettikleri para ve ayınları tahsil olundukları takvim yılının hasılatı meyanına ithal ederler. Serbest meslek erbabı, ıttılâ hasıl etmeleri kaydı ile, namlarına, bankalara, noterlere, kamu idare ve müesseselerine, icra dairelerine ve postaya yatırılmış olan para ve ayınları da tahsil etmiş sayılır. Serbest meslek erbabı meslekî kazanç olarak doğmuş bulunan alacaklarını başka bir şahsa temlik ettiği veya müşterisine olan borçları ile takas eylediği takdirde de meslekî kazancını tahsil etmiş addolunur. Bu kabil ahvalde temlikin ivazlı bulunup bulunmaması, ivazlı ise ivazın tahsil edilmiş olup olmaması alacağın hasılât olarak kaydedilmesine mani teşkil etmez. 18. Meslekî giderler (Madde 68) : Serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderlere taallûk eden bu maddenin 7 numaralı bendi değişiktir ve değişik bend hükmüne göre, meslekî faaliyette kullanılan tesisat ve demirbaş eşya, eskiden olduğu veçhile, bedeli ne olursa olsun, def'aten hasılâttan indirilemiyecek, bedelleri 1000 lirayı geçmiyorsa masraf yazılabilecek; bu miktarı aşan bu kabil masraflar ancak amortisman yolile itfa edilebileceklerdir. Bu maddeye yeni bir bend hükmü eklenerek, meslekî faaliyet ile ilgili olarak kanun, ilâm ve mukaveleye müsteniden ödenen tazminatların hasılâttan düşülmesine cevaz verilmiş bulunmaktadır. Diğer taraftan, evvelce serbest meslek erbabı için kabul edilmiş olan götürü gider usulü kaldırılmış bulunduğundan, 1/1/1961 tarihinden itibaren bütün serbest meslek kazancı sahipleri sadece gerçek masrafları, yukarıda belirtilen esaslar da gözönünde tutulmak suretile, defterlerine masraf olarak geçirebilecekler veya hasılâtlarından düşebileceklerdir. Bu gibilerin sözü edilen ve vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tevsiki zarurî olan masraflara ait vesikaları almaları ve beş yıl süre ile bunları muhafaza etmeleri, talep vukuunda, incelemeye yetkili elemanlara ibraz eylemeleri gerekmektedir. 19. Gayrimenkul sermaye iradının tarifi (Madde 70) : Bu maddenin 7 numaralı bendi ile gemiler ve gemi payları gayrimenkul olarak mütalaa edildiğinden, bunların kiralanmasından sağlanan kazançlar da (gayrimenkul sermaye iradı) olarak vergilendirilecektir. Gemilerin motorlü olup olmamaları ve tonilâtoları duruma müessir değildir. Bu maddenin son fıkrasına yapılan ilâve hükümle, vakıf ve tesislerin gelirinden hizmet karşılığı olmayarak alınan hisseler gayrimenkul sermaye iradı sayılmıştır. Maddenin 6 numaralı bendi telif hakkını satın almak veya sair suretle iktisap etmek veya kiralamak suretile kiraya verenlere tallûk edip eserin müellifi tarafından kiralanmasının bu bend ile alâkası yoktur. Bu hususta 18 inci madde hakkındaki izahlarımızda kâfi açıklama mevcuttur. 20. Gayri safî hasılât (Madde 72) : Bu maddenin üç ve dördüncü fıkraları yeni hükümleri ihtiva etmekte, müteakip fıkrası ise evvelce mevcut hükümleri tevsi ve tavzih eylemektedir. Üçüncü fıkrasında, kiracılar tarafından gayrimenkulü genişletecek veya iktisadî değerini devamlı olarak artıracak şekilde gayrimenkule ilâve edilen kıymetler, kira müddetinin sonunda bedelsiz olarak veya emsaline nazaran düşük bedelle kiralayana devrolunduğu takdirde, mezkûr kıymetler veya kıymet farkları kiralayan bakımından devir tarihinde tahsil edilmiş gayrimenkul sermaye iradı sayılacaktır. Bu hükme göre muamele icrasında dikkat edilecek nokta, gayrimenkule eklenecek değerin o gayri menkulü genişletecek veya iktisadî değerini devamlı olarak artıracak mahiyette bulunmasıdır. Mümasili bir hüküm Vergi Usul Kanununda da mevcut olduğu ve mezkür hükmün on yıllık bir tatbikatı mevcut bulunduğu cihetle, bu tatbikat ve bu hükme ait izahlar, hükmün tatbikinde nazara alınmalıdır. Dördüncü fıkra, ölüm halinde ölünün peşin tahsil ettiği kiraların hangi yılın iradı addedilerek vergilendirileceğini hükme bağlamaktadır. Müteakip fıkrada yapılan değişiklik serbest meslek kazancında olduğu gibi mükellef bakımından tahsil addolunacak halleri tayin etmektedir (17 numaradaki izahata bakınız). 21. Emsal kira bedeli (Madde 73) : Bu maddenin ilk fıkrası hükmü, mülga hükme nazaran farklılık arz etmektedir. a) Emsal kira bedeli esasının tatbiki için evvelce nazara alınması şart kılınan (emsaline göre düşük bedelle kiraya verilmiş olmak) kaydı hükümden çıkarılmıştır. Böylece mezkûr hüküm otomatikman işler hale getirilmiştir. Bina ve arazi için emsal kira bedeli olarak nazara alınan gayri safi irat ve kıymet ölçüleri tayin edilirken, 206 sayılı kanun ile bu kıymet ve iratlara yapılan misil zamları nazara alınmayacaktır (206 sayılı kanun geçici madde 1 ) . b) Bu fıkrada bina ve arazi dışında gayrimenkul olarak mütalâa edilen diğer mal ve haklar için emsal kira bedelinin, ne suretle tâyin edileceği hükme bağlanmıştır. 22. Gayrimenkul sermaye iradında giderler (Madde 74) : Bu maddenin 5, 6, 10 bendleri ile son fıkrası mülga hükümlerden farklı bulunmaktadır. a) 5 numaralı bentte, evvelce mevcut olan ve bina ve arazi vergilerinin mahsubuna müteallik mülga 5421 sayılı Kanunun 107 nci maddesile alâkalı parantez içindeki hüküm kaldırılmıştır. Bu hususlara, kaldırılan hükümlerle alâkalı 107 nci maddeye ait izahlarda temas edilmiştir. b) 6 numaralı bendte, gayrimenkul sermaye iradında hasılâttan indirilmesine cevaz verilen amortismanın, gayrimenkulün hangi değeri üzerinden hesaplanacağı tasrih olunmuştur. c) Mezkûr maddenin 10 numaralı bendinde eski hükümlere nazaran bazı değişiklikler yapılmıştır. Eskiden, kiraya verdikleri gayrimenkullerde evvelce oturanların kira ile oturdukları konutların kira bedelinin masraf olarak mütalâa edilebilmesi için ikametgâh naklinin, hastalık, iş veya memuriyet nakli gibi sebeplere istinat etmesi ve ikametgâh naklinin başka bir şehir veya kasabaya gitmek suretile vukubulması şart kılınmıştı. Yeni hükümde, ikametgâh nakli sebepleri ve naklin aynı kasaba veya ayrı bir şehir veya kasabaya yapılması üzerinde durulmamış, sadece kiraya verilen gayrimenkulde evvelce oturulmuş olması kâfi görülmüştür: d) Evvelce, dileyenler gerçek masraf yerine hasılâtlarının % 20 sini götürü masraf olarak hasılâtlarından indirebilmekte iken yeni hükümle mevzuubahis nispet bina ve arazi için % 40, diğer mal ve haklar için % 20 olarak kabul edilmiş ve ayrıca bu götürü giderden faydalanılabilmek için yıllık gayri safî irat tutarının 10.000 lirayı aşmaması şart kılınmıştır. Binaenaleyh, gayri safi iratları bu haddi aşanlar götürü gider usulünden faydalanamayacaklar, doğruca gerçek masraflarını tespit ve tevsik edip hasılâtlarından indirebileceklerdir. 23. Sair kazanç ve iratlar (Md. 80, 81) : Bu kanunun 80 inci maddesinin tekabül ettiği mülga Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinin 1 numaralı bendi, -bu bend hükmü, ticarî kazançlara müteallik maddeye nakledildiği cihetle- maddeden çıkarılmıştır. Yeni kanunun 81 inci maddesi, mülga kanunun 66 ncı maddesindeki hükümlerden birinci fıkrasının 1 ve 4 üncü bendleri ile ikinci ve son fıkraları bakımlarından değişik hükümleri ihtiva etmektedir. a) 1 numaralı bendte sözü edilen iki yıllık müddet yeni hükümle dört yıla, 5000 liralık had ise 10.000 liraya çıkarılmıştır. 1/1/1961 tarihinden itibaren yapılan bu kabil alım ve satımlarda yeni şartların mevcut olup olmadığının araştırılması lâzımgelir. b) Evvelce iştirâk hisseleri ve ticarî kazancı bilânço esasına göre tespit edilen işletmelerin kısmen veya tamamen satılmasına inhisar eden 4 üncü bent yeni şekilde, işletme veya bilânço esasında tespit olunan bütün işletmelere; iştirâk hisselerine taallûk eden hüküm ise, bilûmum ortaklık hisselerine (bilûmum ticaret şirketleri ve adî şirketlerdeki haklara ve hisselere) teşmil edilmek suretile değiştirilmiş bulunmaktadır. Aynı esas, eski madde hükmünün son fıkrasında da kabul edilmiş ve işletmelerin veya işletmelere dahil kıymetlerin satışı, -işletmenin bilânço veya işletme hesabı esasına göre vergilendirilip vergilendirilmediği nazara alınmaksızın- ve istimlâk muamelesi satış meyanında mütalâa suretile hükmün şümulüne alınmıştır. 24. Arızî kazançlar (Md. 82) : 82 nci maddenin 3 numaralı bendine, peştemallıklar gibi, gayrimenkulün tahliyesi veya kiracılık hakkının devri için alınan tazminatların da, -5000 lirayı aştığı takdirde- arızî kazanç sayılacağına dair hüküm eklenmiş, 4 numara altında eklenen bendte de sporculara transfer ücreti veya sair adlarla verilen paralar zikredilmiştir. Evvelce ücret namile vergilendirilen bu nevi ödemeler badema arızî kazanç olarak vergiye tabi tutulacaktır. 25. İhtiyarî toplama ve beyan (Md. 87) : a) Maddenin ilk fıkrasında, 5000 liralık haddin gayri safî kazanç miktarı bulunduğu, b) Bu haddin hesabında, ücretlerin, götürü usulde tesbit edilen kazançların ve istisna haddi içinde kalan kazanç ve iratların dahil edilmiyeceği, c) İhtiyarîlik hükmünden, ticarî, ziraî ve meslekî kazançlarını yıllık beyanname ile bildirmek mecburiyetinde olanların faydalanamayacağı, d) Geliri vergi tevkifatına tabî ücretlerden ve 5000 lirayı aşmayan menkul sermaye iradından ibaret bulunanların, dilediklerinden, yıllık beyanname verebilecekleri; belirtilmiştir. 26. Zararların kârlarla takas ve mahsubu (Md. 88) : Bu maddede, evvelce, kapatılmayan zararların müteakip yılların gelirinden indirilebilmesi için kabul edilen iki yıllık müddet üç yıla çıkarılmıştır. Son fıkrasında, menkul ve gayri menkul sermaye iratlarında, masraf fazlalığının sebebiyet verdiği zararlar dışındaki zararların; nazara alınmayacağı sarahaten zikredilmiştir. 27. Yıllık beyannamenin verilmesi (Md. 92) : a) Beyanname verme süresi, Mart ayı yerine, 1 Ocak ilâ Mart gayesi olarak kabul edilmiştir. b) Dar mükellefiyete tabi olanların beyannamelerini nereye verecekleri sarhatle tayin olunmuştur. 28. Aile reisi beyanı (Md. 93) : 93 üncü maddenin son fıkrası hükmü yenidir. Bu hüküm mülga Gelir Vergisi Kanununun 79 uncu maddesinin 4 numaralı bendidir. 79 uncu maddenin diğer hükümleri yeni kanunda yer almamıştır. Bu durumda, ayrı yaşayan eşlerin gelirleri hariç, tam mükellefiyette aile reisi ile birlikte yaşayan eşlerin ve velâyet altındaki çocukların yıllık beyanname ile bildirilmesi icap eder gelirleri âile reisi tarafından tek bir yıllık gelir beyannamesi ile beyan olunacaktır. 29. Kazanç ve ücretlerde vergi tevkifatı (Md. 94) : Yeni hükümle, vergi tevkifatına tabi kazançlar meyanına; birisi kanunun 42 nci maddesi şümulüne giren ve birden fazla takvim yılına sari inşaat ve onarım işiyle iştigal edenlere bu işlerle ilgili olarak yapılacak ödemeler; diğeri ise, 82 nci maddesi mucibince arızî kazanç olarak mütalâa edilen sporculara transfer ücreti ve sair adlarla verilen paralar ithal edilmiştir. Kanun hükmü, 1/1/1961 den itibaren yürürlüğe girdiğine göre, bu tarihten itibaren mevzuubahis istihkaklardan vergi kesilecektir. Ancak taahhüt kazançlarında 1/1/1960 dan evvel mukaveleye bağlanmış ve işe başlanmış inşaat ve onarım işlerine ait kazançlar eski hükümlere göre teklif olunacağından, bunlara ait istihkaklar vergi tevkifatına tâbi tutulmayacaktır: Ayrıca maddenin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapacak olanlar meyanına gerçek gelirlerini beyan etmeğe mecbur olan (çiftçiler) de ithal olunmuştur. (Çiftçiler kelimesi 6 Ocak 1961 tarih ve 10700 sayılı Resmi Gazete'de zuhulen yer almamıştır. 4 Şubat 1961 gün ve 10725 sayılı Resmî Gazete'de işbu hata düzeltilmiştir.) Bazı iş verenler kesecekleri vergiyi kendileri deruhde ederek istihkakları net ödemeği kabul etmiş olabilirler. Bu durumda, bu maddenin son fıkrası hükmüne göre, ödenmesi lâzımgelen vergi istihkaka eklenerek toplamı üzerinden, kesilecek verginin hesaplanması gerekir. 30. İratlarda vergi tevkifatı (Md. 96) : Mülga 5421 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesine tekabül eden bu madde hükmü eskisinden çok farklı kısımları ihtiva etmektedir. 1/1/1961 de yürürlüğe giren bu hükmün tatbikinde şu noktaların bilhassa bilinmesi faydalıdır : a) Vergi tevkifatına tabi iratların nev'inde eskisine nazaran bir değişiklik mevcut değildir. b) Sermaye şirketleri ile kooperatif şirketlerin safi kazançlarından ve adî komandit şirketlerde komanditerlerin kâr hisselerinden aşâğıdaki esaslara göre vergi kesilir : _ Tevkifata tabi şirket kazancı, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine göre tespit olunacak safi kazançtır. _ Tespit olunan bu safi kazançtan şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisi indirilir. Eğer kurum, vergi mükellefi değilse böyle bir indirim yapılamaz. Bu safi kazançtan ayrıca, aşağıdaki miktarlar da indirilir : _ Yıl içinde genel menfaatlere yararlı derneklere, Kurumlar Vergisi matrahından tenziline cevaz verilen miktardan fazla bir miktarda makbuz mukabilinde yardım yapılmışsa, bu fazla miktar; _ Ticaret Kanunu ve özel kanunlarındaki (Bankalar Kanunu gibi) mecburiyete dayanılarak ayrılmış ihtiyat akçesi ve provizyon mevcutsa bunların tutarı; _ Ödenmiş olan vergi cezaları; Şirketlerin malî bilânçolarına (Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine göre tanzim edilecek bilânçolarına) göre tahassül edip Gelir veya Kurumlar Vergisi Kanunları hükümlerine göre kurumlar vergisi matrahından düşülemiyen geçmiş yılların zararları ; _ Bu madde hükmüne göre, vergi tevkifatı yapılmazdan evvel, şirketlerin safi kazancından ortaklara dağıtılmış olan kâr hisseleri; (Bu maddeye göre, sermaye şirketleri ile kooperatif şirketler kurumlar vergisi beyannamesini; âdî komandit şirketler ise komanditelerin gelir vergisi beyannamelerini verebilecekleri süre içinde gelir vergisini kesebileceklerdir. Şirketler ortaklarına daha evvel temettü hissesi ödemiş olabilirler. Bu ödemelerden üç numaralı bend hükmüne göre ödeme sırasında vergi kesmiş olacaklarına nazaran, aynı hisseden ayrıca kesinti yapılmaması maksadile bu hüküm kanunda yer almıştır.) _ Şirketler tarafından bilinmekte ise, gelir vergisine tâbi olmayan tüzel kişiliği haiz ortaklara şirket safi kazancından isabet eden hisseler. (Yapılan tadilât neticesinde tüzel kişilerin sırf bu madde hükmü sebebile gelir vergisine tâbi tutulmaları bertaraf edilmiştir. Eğer ortak bir kurum ise ve bidayette bu husus şirket tarafından biliniyor ise bu ortağın şirket kazancındaki hissesinden vergi kesilmiyecek; eğer ortağın hüviyeti vergi tevkifatı yapıldığı sırada bilinmiyorsa, vergi kesilecek ve fakat aynı maddenin son fıkrası hükmüne göre kesilen bu vergi, ya müracaatı üzerine tevkifatı yapan şirkete (Ortak, kurumlar vergisi mükellefi değilse) red edilecek veya ortağın kurumlar vergisi mükellefi olduğu anlaşılırsa, bu ortağın talebi üzerine, umumî hükümlere göre kendisine iade edilecektir. Ancak, burada iki noktaya dikkat etmek lâzımgelir. Birincisi; tüzel kişiliği haiz ortak kurum, kollektif ve adî komandit şirketler gibi ortakları sebebile gelir vergisi mükellefi ise bu ortakların hisseleri tevkifat matrahı içinde mütalâa edilecek yani ortakların hisseleri tevkifat matrahından düşülmiyecektir. İkincisi; ortak kurum, dar mükellefiyete tabî yabancı bir kurum ise, bu kurumun kâr hissesinden de her halükârda gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Zira şirketlerin bu suretle ödedikleri vergi, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 24 üncü maddesi mucibince kurumlar vergisi olarak uhdelerinde kalmakta ve ayrıca kurumlar vergisi ödememeleri mümkün olmaktadır. Ancak bu kabil kurumlardan mezkûr hisseleri dolayısiyle yıllık veya münferit beyanname vermeleri zarurî bulunanların hisselerinden bu, yani tevkif suretile alınan vergilerin kendilerine umumî hükümler dairesinde red olunacağı tabiidir). _ Şirketlerin safî kazançlarından yukarıda yapılan indirimlere mukabil bu kazanca aşağıda yazılı ilâveler yapılır : _ Kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan menkul kıymet faiz ve temettüleri; _ Kurumlar vergisinden istisna edilmiş ilan iştirâk kazançları; (İştirâk kazançlarının kurum kazancına ilâvesinde indirimler hakkında verilen izahatın nazara alınacağı tabiidir.) c) Tahvilât faizleri ile mevduat faizlerinden ödeme sırasında bu maddeye göre tevkifat yapılırken kendisine ödeme yapılan kimsenin gerçek kişi olması lâzımdır. Gerçek kişiler dışındakilere yapılacak bu kabil tediyelerden badema vergi kesilmiyecektir. Maddenin müteakip fıkraları, vergi tevkifatının ne zaman yapılacağını ve hangi halin ödeme sayılacağını izah eden hükümleri ihtiva etmektedir. 31. Münferit beyanname verilecek haller (Md. 101) : Münferit beyannamenin tarifine tallûk eden maddede yapılan değişikliğe mütenazır olarak, bu maddeye 5 ve 6 numaralı bendler yeni eklenmiştir. Dar mükellefiyete tabi olanların Türkiye'de elde ettikleri serbest meslek kazancından veya menkul sermaye iradından tevkif suretile vergi alınmıyorsa, bu gibiler mezkûr kazanç ve iratları dolayısile serbest meslek işinin sona erdiği veya iradın iktisap olunduğu tarihten itibaren 15 gün içinde münferit beyanname vermek suretile vergilerini ödeyeceklerdir. 32. Vergi nispeti, esas tarife (Md. 103) : Bu maddede vergilendirilecek gelirlere ait gelir dilimleri ve vergi nispetleri değiştirilmiş bulunmaktadır. Ancak işbu madde geçici 7 nci madde hükmü mucibince ücretler hakkında 1/3/1962, diğer kazanç ve iratlar hakkında 1/1/1962 den itibaren uygulanacağından, 1961 yılı içinde alınacak vergiler eski hükümlere tabi bulunmaktadır. 33. Vergi tevkifatı nispetleri (Md. 105) : Bu madde hükmüne göre 1/1/1961 tarihinden itibaren, menkul sermaye iratlarından % 20 nispetinde vergi kesilecektir. Ayrıca bu kanunun 42 nci maddesinde sözü edilen taaahhüt kazançlarından (42 ve 94 üncü maddeler vesilesile yukarıda verilmiş olan izahlar nazara alınmak suretile) % 3 nisbetinde vergi kesilecektir. 34. Tarh yeri (Md. 106) : Mülga 5421 sayılı Kanunun 93 üncü maddesine tekabül eden bu madde hükmünün 2 numaralı bendile, götürü usulde tespit edilen ücretlerle gezici olarak çalışan ve ticaret ve serbest meslek kazançları aynı suretle götürü usulde tespit edilenlerin vergileri, ikametgâhlarının bulunduğu mahal vergi dairelerince salınmamışsa, faaliyetlerini icra ettikleri yerin vergi dairelerince tarhına imkân verilmiştir. Yapılacak yoklamalarda bu cihetin gözönünde tutularak bu gibilerin mükellefiyet dışı kalmamalarının temini iktiza eder. 35. Vergilendirme dönemi (Md. 108) : Mülga hükümlere göre, götürü usulde tespit olunan ücretlerin vergilendirme dönemi, işin yapıldığı bütçe yılının altışar aylık devresi addedilmişken yeni hükümle bu ücretlerin vergilendirme dönemi hizmetin ifa olunduğu bütçe yılı olarak değiştirilmiştir,. 36. Tarh zamanı (Md. 109) : Bu maddenin birinci fıkrasının 1 numaralı bendi hükmüne göre, beyannameler ya vergi dairesine elden verilecek veya posta vasıtasile gönderilebilecektir. Vergi Usul Kanununda yapılan tadile mütenazır olarak başka bir vergi dairesi vasıtasile gönderilme hali, sebebiyet verdiği karışıklıklar yüzünden kaldırılmıştır. Götürü usulde tespit edilen ücretlerin vergisinin tamamı, evvelki maddede belirtilen sebeple, bütçe yılının birinci ayında tarh olunacaktır. Bu maddenin sonuna eklenen fıkra ve götürü usulde vergilendirilecek olanlar, tarh zamanlarında vergi karnelerini bağlı oldukları vergi dairelerine ibraza ve aynı müddet içinde vergilerini tarh ettirmeğe mecbur tutulmuşlardır. 37. Vergilendirme dönemi içinde işe başlayan veya bırakan götürü kazanç ve ücret sahiplerinin vergi matrahları ve vergileri (Md. 110) : Götürü usulde vergilendirilecek ücretler hakkında, yukarıda belirtilmiş olan değişiklikler sebebile, vergi matrahlarının hesabında da değişiklikler yapılmıştır. Bütçe yılı içinde işe başlayan bu kabil ücretlilerin vergi matrahları, yıllık götürü matrahtan, işe başladıkları tarihin müsadif bulunduğu ay tam sayılarak bütçe yılının sonuna kadarki aylara isabet edecek miktardan ibarettir. Bütçe yılının ikinci yarısı girmeden işini bırakan ve keyfiyeti bu müddetten evvel vergi dairelerine haber verenlerin bütçe yılının ikinci yarısına düşen vergileri silinecektir. 38. Ortalama kâr haddi esası (Md. 111) : Kaldırılan Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesini karşılayan bu hüküm şümul ve mahiyet itibarile değişikliklere uğramıştır. Bu maddenin tatbikinde nazara alınacak esaslar, 213 sayılı Kanunun 42 nci maddesi mucibince Maliye Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirtileceğinden, buna intizar olunması gerekir: 39. Servet beyanı esası (Md. 114-116) : Gelir vergisinde yeralan ortalama kâr haddi ve gider esaslarının yanında, gelir vergisinin emniyet ve murakabesini temin maksadile yeni bir müesseseye daha yer verilmiştir. Bu (Servet beyanı esası) dır. a) Servet beyanında bulunacaklar : Yıllık gelir beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gerçek kişilerden (b) parağrafında belirtilenler dışında kalanlar, servet beyanında bulunmağa mecburdurlar. b) Servet beyannamesi vermekten müstesna tutulanlar şunlardır : _ Dar mükellefiyete tabi olanlar; _ Beyan edilecek gelirleri gayrimenkul sermaye iradı, ücret veya götürü usulde tesbit edilen ticarî, ziraî ve meslekî kazançlardan veya bunların toplamından ibaret olanlar. c) Beyana tabi servet unsurları : Servet beyanında bulunacakların beyan edecekleri servet unsurları ve beyana tabi hususlar kanunun 116 ncı maddesinde ve bu maddenin son fıkrasına müsteniden Maliye Bakanlığınca hazırlanarak teşkilâta gönderilmiş olan beyanname nümunelerinde belirtilmiştir. Beyannamenin tanzim şekli hakkında ayrıca mezkûr beyanname ile birlikte izahnamede mükellefleri aydınlatıcı izahlar mevcuttur. d) Servet beyannamelerinin verileceği süre : Servet beyannameleri yıllık gelir beyannameleri ile birlikte ve onun bir yaprağı olarak tanzim ve mezkûr beyannamelerin verileceği süre içinde alâkalı vergi dairelerine verilir. Yalnız 1961 ve 1962 yıllarında verilecek beyannameler, gelir beyannamelerinden ayrı olarak tanzim ve kapalı zarflar içinde noterlere tevdi olunacaktır. Bu beyannameler noterlerce 1963 yılı Nisan ayından evvel hiç bir makam ve mercie verilmeyecek; ancak, kapalı zarflar Mayıs 1963 de birer bordro ile alâkalı vergi dairelerine tevdi olunacaktır. (Geçici madde 9) Bu hususlarda da yukarıda mevzuubahis izahnamede açıklamalar mevcuttur. Mayıs 1963 den sonra mezkûr servet beyanlarından gelir vergisi kontrollerinde ne suretle faydalanılacağı kanunun 115 inci maddesinde izah edilmiştir. 40. Vergi tevkifatının mahsubu (Mad. 121) : Kaldırılan Gelir Vergisi Kanununun 104 üncü maddesinde, yıllık gelir beyannamelerinde gösterilen gelirin ilgili bulunduğu yıl içinde bu gelire dahil kazanç ve iratlardan, bu kanuna göre kesilmiş olan gelir vergilerinin mahsubuna cevaz verilmiş, beyannamede gösterilen gelirin ilgili bulunduğu yıldan evvel kesilmiş olan bu kabil vergiler mahsup dışı bırakılmıştı. Yeni hükümde, kazanç ve iratlardan tevkif suretile kesilmiş olan vergiler, hangi yılda kesilmiş olursa olsun, bu kazanç veya ırat yıllık beyannameye ithal edilmişse, bu beyannameye müsteniden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebileektir. Ayrıca, yeni hükümde, beyannameye dahil götürü usulde tesbit edilmiş olan kazanç ve ücretler dolayısiyle daha evvel gelir vergisi ödenmişse, bu ödenen vergiler de beyannameye müsteniden hesaplanan vergiden mahsup olunacaktır. 41. Kaldırılan hükümler (Md. 124) : 5421 sayılı Kanunla bu kanunu değiştiren 5820, 6247, 6582, 6838 ve 6908 sayılı kanunlar 1/1/1961 tarihinden 2897, 3343, 4750 ve 5818 sayılı kanunlarla 4040 ve 4226 sayılı kanunların hayvanlar vergisini ilgilendiren hükümleri 1/1/1962 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Bu hükme göre, hayvanlar vergisi, 1961 bütçe yılında da alınacaktır. Bu arada mülga hükümlerde yer almasına rağmen, yeni kanunda mevcut olmayan üç mühim hükme de, bu vesile ile temas etmek uygun olur. Bunlardan birincisi, (Bekârlık zammı) müessesesidir. Yeni kanunda bu hükme yer verilmediğinden 1/1/1961 tarihinden itibaren elde olunan kazanç ve iratlar (ücretler dahil) dolayısiyle 1961 ve müteakip yıllarda tarh olunacak vergilere bekâr mükellefler için bekârlık zammı tatbik olunmayacaktır. Ancak, bu kanunun geçici birinci maddesi mucibince 1960 takvim yılı (götürü ücretlerde 1960 bütçe yılı) ve daha evvelki yıllara müteallik vergiler eski hükümlere göre alınacağından, bu zamanlara ait olarak 1961 ve müteakip yıllarda bekârların salınacak vergilerine eski hükümler dairesinde bekârlık zammı tatbik olunacaktır. Evvelce mevcut olup da yeni kanunda yer almıyan müesseselerden ikincisi, gayrimenkul sermaye iradı sahiplerinin bina, araz, buhran ve müdafaa vergilerinin mahsubuna cevaz veren mülga 107 nci madde hükmüdür. Bu kabil irat sahipleri anılan vergileri mahsup edemiyecekler, buna mukabil bu vergileri, ödenmiş olmak kaydı ile, diğer masrafları gibi hasılâtlarından düşebileceklerdir. Bu hükmün ilgası da 1/1/1961 de vukubulduğundan, bu tarihten itibaren sağlanan iratlar hakkında uygulanacak; 1960 ve daha evvelki yıllarda elde olunan iratlarla alâkalı olarak 1961 de ve daha sonraki yıllarda salınacak gelir vergilerinden eski hükümlere göre mahsup yapılmaya devam edilecektir. Üçüncü hüküm, mülga 79 uncu maddedir. Bu maddenin sadece 4 numaralı bendi muhafaza edilmiş; diğer hükümlerine yeni kanunda yer verilmemiştir. Bu sebeple 1/1/1961 den itibaren mükellefle birlikte yaşayan eşlerin ve küçük çocukların elde ettikleri ve yıllık beyanname ile bildirilmesi gerekli bütün kazanç ve iratlarının aile reisi tarafından tek beyannamede toplanması gerekmektedir. Sadece Medenî Kanunun cevaz verdiği hallere münhasır olarak ayrı yaşayan eşler bundan müstesnadır. 42. Geçmiş yıllara ait vergiler (Geçici madde 1) : 1961 takvim yılında evvelki zamanlarda vukubulan faaliyetlerle aynı yıldan evvelki sürelere taallûk eden ücretlere ve 1961 malî yılından evvelki sürelere taallûk edip götürü usulde vergiye tabi kazanç ve ücretlere ait vergiler eski hükümlere göre alınacaktır. Bu durumda, 1960 takvim yılı için 1961 yılında beyan esasında alınacak gelir vergileri ile 1960 ve daha evvelki yıllara âit olarak resen veya ikmalen tarh olunan vergiler kaldırılan Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre alınacaktır. Keza götürü usulde tespit edilen serbest meslek kazançları hakkında da aynı suretle hareket edilecektir. Götürü usulde tespit olunan ücretlerin vergisi bütçe yılı itibarile tarh ve tahsil olunduğundan, bu gibi ücretlerden 1961 ve daha evvelki bütçe yıllarına ait olanlarının vergileri de eski hükümlere göre alınacaktır. 43. (Geçici madde 2, 3) : Bu maddelere ait hükümlere, taallûk ettikleri konular itibarile daha evvelki parağraflarda temas edilmiş bulunmaktadır. 44. Gayri safi iratlarda zam ve tenziller (Geçici madde 4) : Yeniden yapılacak tahrir neticelerinin uygulanacağı tarihe kadar bu kanunun 47 nci maddesi ve 73 üncü maddelerinde sözü edilen gayri safi iratların hesabında, şimdiye kadar olduğu gibi, zam ve tenziller yapılmaya devam olunacaktır. 45. En az geçim indirimi ve ücretlerde götürü indirim (Geçici madde 5, 6) : En az geçim indirimi hadlerinde yapılan artırımlar ve gerçek ücretlerin tesbitinde ayrıca nazara alınacak olan götürü indirime ait bu kanun hükümleri 1961 takvim yılında tatbik olunmayacaktır. Bu hükümlerin uygulanmaya başlayacağı tarih mezkûr geçici maddelerde tasrih olunmuştur. 46. Vergi nisbeti (Geçici madde 7) : Bu kanunun 103 üncü maddesinde mevzüubahis esas tarifeye taallûk eden yeni vergi nispetleri ücretlerde 1/3/1962, diğer kazanç ve iratlarda 1/1/1962 tarihinden itibaren tatbik edilecektir. 47. Cezalar (Geçici madde 8) : Bu kanunun yürürlüğe girdiği 1/1/1961 tarihinden itibaren üç yıl içinde, yani; 1961, 1962 ve 1963 yıllarında ticarî veya ziraî kazançları dolayısiyle ilk defa gelir vergisine tabi olacak mükelleflerden götürü usulde veya işletme hesabı esasına göre gelir vergisine tabi olacakların, mükellefiyete girdikleri vergilendirme dönemi ile ilgili olarak bu kanun veya Vergi Usul Kanunu hükümlerine aykırı hareketlerinden dolayı adlarına kaçakçılık kusur ve usulsüzlük cezaları kesilmiyecek, hileli vergi suçu ve hileli vergi suçuna teşebbüsten dolayı ceza uygulanmayacaktır. Ancak, faliyetlerini vergi dairesinin ıttılaı dışında bırakanlar bu hükümden faydalanmıyacaklardır. Bu maddeye müsteniden mükellefler hakkında cezâ kesilmemesi için; a) Gelir vergisi mükellefiyetine 1/1/1961 den itibaren ilk defa girilmiş olacaktır. b) Gelir vergisi ile tekliflerini gerektiren gelir, ticarî veya ziraî kazanç veya bunların ikisinden terekküp edecektir. c) Bu kazançlar götürü usulde veya işletme hesâbı esasına göre tespit edilen cinsten bulunacaktır. Anılan kazançları için bilânço esasında defter tutanlar mezkûr hükümden faydalanamıyacaklardır. d) Cezayı müstelzim fiil 1963 yılı sonuna kadar ve ilk defa mükellefiyete girilen yılda işlenmiş olacaktır. e) Mükellef, mükellefiyetini vergi dairesinin ıttılaı dışında bırakmamış olacaktır. Bilgi edinilmesi ve yukarıki esaslar dairesinde gereğinin ifası rica olunur. (*) Güncelliği kalmamıştır.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.