Tebliğ

74 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ(*)

Resmî Gazete: · sayı

Tebliğ metni

ZİRAÎ KAZANÇLARDA ASGARÎ VERGİ: Gelir Vergisi Kanununun ziraî kazançla ilgili hükümlerinde 484 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler, ayni kanunun asgarî ziraî vergiye taallûk eden kısmı hariç 70 seri numaralı genel tebliğde açıklanmış bulunmaktadır. Sözü geçen kanunla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 10. madde ile ihdas olunan "Asgarî ziraî, vergi"nin mahiyeti, esasları ve uygulama şekli bu tebliğimizde gösterilmiştir. A _ ASGARÎ ZİRAÎ VERGİNİN MAHİYETİ : Bilindiği gibi, 193 sayılı gelir vergisi kanunu ile ziraî kazançlar, diğer gelir unsurları gibi ve ayni esaslar çerçevesinde gelir vergisine tabi tutulmuş ve vergiye tabi safî ziraî kazancın ne şekilde tespit olunacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Bu hükümler gereğince safî ziraî kazanç, işletme ve bilânço esasları üzerinden gerçek usulde ve götürü olarak tespit ve yıllık beyanname ile bildirilerek, bunun vergisi vergi cetvelleri üzerinden hesaplanmaktadır. Ziraî kazancın tespit, beyan ve vergisinin hesaplanma esaslarında, geçici 10. madde ile her hangi bir değişiklik yapılmış değildir. Ancak, ziraî kazançların kavramasındaki güçlükler gözönünde tutularak, ziraî gelir vergisine tabi mükelleflerin ödeyecekleri vergi için, muayyen birimler üzerinden hesaplanan asgarî bir had tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu duruma göre, ziraî kazançlar konusunda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri ile beraber geçici 10. madde hükmünün bir arada uygulanması icabetmektedir. B _ GEÇİCİ 10. MADDE HÜKMÜNÜN AÇIKLANMASI - ASGARÎ ZİRAÎ VERGİNİN ESASLARI, ŞUMULÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ : 1. Geçici vasfı : Geçici madde ile düzenlenmiş bulunması asgarî ziraî verginin muvakkat bir tedbir olduğunu göstermekle beraber, maddenin ilk fıkrasında ayrıca bu vergiye zaman bakımından bir sınır çizilmiş bulunmaktadır. Sözü edilen hükümde, "En geç 1967 yılına" ve ortalama kâr hadlerinin tesbitine dair komisyonlar kurulup bu hadler tespit edilinceye ve "Gelir Vergisi Kanununun bünyesinde bu bakımdan gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar..." denilmektedir. Bu duruma göre asgari vergi 1964, 1965 ve 1966 yıllarında uygulanacak ve 1967 yılında uygulanması sona erecektir. 1967 yılına kadar ziraî kazançlarda ortalama kâr hadlerinin tespiti için komisyonlar kurulup bu hadler tespit edildiği takdirde asgarî verginin uygulanmasına son verilmesi icabetmektedir. 2. Asgarî Ziraî vergi şumulüne giren mükellefler : Geçici 10. maddede, "Gelir vergisine tabi çiftçiler" denilmiş bulunduğuna göre, kazanç tespit şekillerine bakılmaksızın, gerçek usule (işletme hesabı ve bilânço esası) ve götürü usule (G. V. K. Md. 54 ün 1 ve 2. bendine göre kazançları tespit olunanlar) tabi bulunan ziraî gelir vergisi mükellefleri için asgarî ziraî gelir vergisinin uygulanması gerekmektedir. 3. Asgarî ziraî vergi esası : Maddenin ilk fıkrasının geri kalan kısmında, asgarî ziraî verginin esasları "Gelir Vergisine tabi çiftçilerin... verecekleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde gösterdikleri ziraî kazançlar üzerinden hesaplanan yıllık gelir vergileri (yıllık beyannamelerde çeşitli kaynaklardan kazanç ve irat gösterilmesi halinde yıllık verginin ziraî kazanca isabet eden kısmı) aşağıda yazılı birimlere göre bulunan miktarlardan az olamaz. Az olduğu takdirde, bu miktarlara yükseltilir" şeklinde belirtilmiş bulunmaktadır. Bu hükme göre; Gelir Vergisine tabi çiftçilerin işletme büyüklüğü üzerinden ve madde metninde gösterilen birimlere göre hesaplanan asgarî vergi ile, Mükellefin beyannamesinde sadece ziraî kazancının bulunması halinde, bu kazancın gelir vergisinin, Yıllık beyannamede ziraî kazançla birlikte çeşitli kaynaklardan kazanç ve irat gösterilmiş olması halinde yıllık verginin ziraî kazanca isabet eden kısmının, mukayese olunması, bu mukayesede sadece ziraî kazancı bulunanlarda yıllık gelir vergisinin, ziraî kazancı dışında kazanç ve iradıda bulunanların ziraî kazanca isabet eden gelir vergisi kısmının, hesaplanan asgarî verginin altında bulunduğu görülürse, farkı teşkil eden miktarın mükellefin gelir vergisine ilâve olunması ve gelir vergisinin bu şekilde tarhedilmesi gerekmektedir. Beyannamede gösterilen gelir vergisi veya ziraî kazanca isabet eden gelir vergisi kısmı asgarî vergi miktarına eşit veya bunun üstünde bulunan mükellefler için her hangi bir tarhiyat yapılmıyacaktır. 4. Asgarî ziraî verginin uygulama şekilleri : Yukarıda esasları gösterildiği üzere geçici 10. madde ile, ziraî kazanç için hesaplanan gelir vergisi veya muhtelif kazanç ve irat bulunması halinde ziraî kazanca isabet eden gelir vergisi kısmının, birimlere göre hesaplanan asgarî vergi seviyesine yükseltilmesi öngörülmektedir. Gelir vergisine tabi çiftçilerin beyan ettikleri ziraî kazanç ve diğer kazanç ve iratların durumlarına göre muhtelif uygulama şekilleri bahis konusu olmaktadır. a) Mükellefin beyannamesinde sadece ziraî kazanç unsurunun gösterilmiş olması. Bu durumda, mükellefin beyannamesinde yer alan ziraî kazancı üzerinden hesaplanan ve yıllık beyannamenin "Gelir Vergisi Kanununa bağlı 1 No: lu cetvelde (...) sıra No: da yazılı vergi" hanesine yazılmış bulunan vergi miktarı asgarî vergi ile mukayese olunacak, az olması halinde bu miktara yükseltilecektir. Ziraî kazanç unsurunun zarar olarak beyanı halinde ise, ortada ziraî kazanca ait mukayese olunacak bir vergi mevcut bulunmadığından, mükellefe, işletme büyüklüğü üzerinden birimlere göre hesaplanacak asgarî vergi salınacaktır. Diğer taraftan, mükellefçe ziraî faaliyeti için beyan olunan ziraî zararın G. V. K. Md. 88 esasları dairesinde ertesi yıllara devredilmesi lâzım gelmektedir. b) Mükellefin beyannamesinde, ziraî kazanç dışında diğer kazanç ve iratların mevcut bulunması. Verilen beyannamede, ziraî kazançla beraber diğer kazanç ve iratların da bulunması halinde; anılan maddede belirtildiği üzere yıllık gelir vergisinden bu ziraî kazanca isabet eden kısmın tespit edilmesi ve bu vergi kısmı ile asgarî verginin karşılaştırılması, az olduğu takdirde asgarî vergiye tamamlanması icabetmektedir. Ziraî kazanca isabet eden "vergi kısmı" aşağıda gösterilen basit bîr orantı ile hesaplanabilir : Zirai kazanç X hesaplanan vergi = Ziraî kazanca isabet eden Vergiye tabi gelir (matrah) vergi kısmı Şu halde, ziraî kazançla, gelirler toplamı için hesaplanacak vergi çarpımının toplam gelire bölünmesi suretiyle elde olunan rakkam, ziraî kazanca isabet eden vergi kısmı olmaktadır. Bu hesap işleminde kullanılan tabirler aşağıda açıklanmıştır : Ziraî kazanç : Mükellef gerçek usulde ziraî kazancını tespit ederek bildirmiş ise, bildirilen miktardır. Mükellefin ziraî kazancı götürü gider usulüne göre (G. V. K. Md. 54 ün 1 ve 2. fıkraları) vergi dairesince tespit edilmiş ise, vergi dairesince tesbit edilen miktardır. Hesaplanan vergi : Beyannamedeki toplam gelir için hesaplanmış bulunan ve vergi mahsubu yapılmadan önceki vergi miktarından ibarettir. Vergiye tabi gelir (Matrah) Beyannamede yer alan bilumum gelir unsurlarından zararlı olanlarının takas ve mahsubu ile geçmiş yıl zararları, sigorta primi ve bağış yardımlar düşülmesinden sonra kalan meblağdır. Bu miktar gelir vergisi beyanııamesinin tablo III ün "vergiye tabi gelir (matrah)" hanesinde yer almaktadır. c) Yıllık beyannamelerde yer alan zararlar hakkında yapılacak işlem. Geçici 10. maddede ziraî kazançlara ait gelir vergisinin muayyen bir hadden aşağı olamıyacağı, az olduğu takdirde bu miktara yükeltileceği esası konulmuş olmakla beraber, G. V. K. nun "toplama ve zarar devri" hükümlerinin uygulanmıyacağına dair bir hüküm mevcut bulunmadığından, yıllık beyannamede gösterilen ziraî zararların bu esaslar dairesinde varsa diğer gelir unsurlariyle takas ve mahsubu, kapatılmayan zarar kısmının müteakip yılların gelirlerinden indirilmesi icabetmektedir. (G. V. K. Md. 85 ve 88) Bu durumda, ziraî işletme birimlerine göre hesaplanan asgari ziraî verginin her halde alınacağı tabiidir. Şu halde, gerek ziraî ve gerekse diğer kaynaklardan zarar beyan edilmiş olması halinde, bir taraftan beyanname içinde bu zararlar G. V. K. Md. 85 ve 88 deki hükümlere göre mahsup ve ertesi yıllara devrolunacak, diğer taraftan mükelleften işletme büyüklüğü üzerinden birimlere göre hesaplanan asgarî vergi alınacaktır. 5. Asgarî ziraî vergi miktarının hesaplanması - birimler : Geçici 10. maddenin ikinci fıkrasında asgarî ziraî verginin birimleri (tarifesi) yer almaktadır. Aşağıda gösterilen tarifenin tetkikinden anlaşılacağı üzere, her ziraat grubu için işletme büyüklüğü birimi (dönüm, hayvan ve ağaç sayısı) başına belli bir vergi miktarı tayin edilmiş bulunmaktadır. Fıkrada belirtilen asgarî vergi miktarları, işletme büyüklüğü ölçülerini gösterir G. V. K. 12. maddedeki ziraat grupları itibariyle değiştiği gibi, ayrıca kendi içinde işletme büyüklüklerine paralel olarak müterakki bir şekilde yükselmektedir . Bu duruma göre gelir vergisine tabi bir çiftçinin asgari ziraî vergisinin hesaplanabilmesi için; Önce mükellefin ziraî faaliyetinin nevi, yani ziraat grubu veya gruplarının; sonra, bu grup veya gruplara ait işletme büyüklüklerinin, bilinmesi gerekmektedir. Asgarî verginin hesabına esas olan birimler aşağıda gösterilmiştir : 1 inci grup : Hububat ziraatinde ekili arazinin; İlk 300 dönümü için dönümünden 1 lira, Sonra gelen 300 dönümü için dönümünden 1,50 lira, Sonra gelen 300 dönümü için dönümünden 3 lira, Sonra gelen dönümleri için dönümünden 4 lira, 2 nci grup : Bakliyat, ayçiçeği, afyon, susam, keten ziraatinde ekili arazinin; İlk 220 dönümü için dönümünden 1,50 lira, Sonra gelen 220 dönümü için dönümünden 2 lira, Sonra gelen 220 dönümü için dönümünden 4 lira, Sonra gelen dönümleri için dönümünden 5 lira. 3 üncü grup : Pamuk ziraatinde ekili arazinin, İlk 150 dönümü için dönümünden 2 lira, Sonra gelen 150 dönümü için dönümünden 3 lira, Sonra gelen 150 dönümü için dönümünden 6 lira, Sonra gelen dönümleri için dönümünden 7 lira, Kıraç ve susuz arazide yapılan pamuk ziraatinde yukarda yazılı birimleri, mahallî idare heyetlerinin müspet mütalâasına dayanılarak üçte bire kadar indirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. 4 üncü grup : Pancar, patates, soğan, sarımsak, kavun, karpuz, çeltik, kendir, ziraatinde ekili arazinin: İlk 90 dönümü için dönümünden 3 lira, Sonra gelen 90 dönümü içinde dönümünden 5 lira, Sonra gelen 90 dönümü için dönümünden 10 lira, Sonra gelen dönümleri için dönümünden 12 lira, 5 inci grup : Tütün, çay ve sebze ziraatinde ekili arazinin (çayda mahsul verebilecek hale gelmiyenler hariç); İlk 50 dönümü için dönümünden 6 lira, Sonra gelen 50 dönümü için dönümünden 9 lira, Sonra gelen 50 dönümü için dönümünden 18 lira, Sonra gelen dönümleri için dönümünden 20 lira, 6 ncı grup : Meyva verebilecek hale gelmiş bağ, incir ve fındık ziraatinde : İlk 150 dönüm için dönümünden 2 lira, Sonra gelen 150 dönüm için dönümünden 3 lira, Sonra gelen 150 dönüm için dönümünden 6 lira, Sonra gelen dönümleri için dönümünden 7 lira, 7 nci grup : Meyva verebilecek hale gelmiş antep fıstığı ve zeytinlikler : İlk 1 500 ağaç için ağacından 20 kuruş, Sonra gelen 1 500 ağaç için ağacından 30 kuruş, Sonra gelen 1 500 ağaç için ağacından 55 kuruş, Sonra gelen ağaçlar için ağacından 70 kuruş, 8 inci grup : Meyva verebilecek hale gelmiş narenciye; İlk 500 ağaç için ağacından 60 kuruş, Sonra gelen 500 ağaç için ağacından 90 kuruş, Sonra gelen 500 ağaç için ağacından 180 kuruş, Sonra gelen ağaçlar için ağacından 200 kuruş, 9 uncu grup : Diğer meyva ve mahsul ziraatinde ekili arazinin (Meyva ve mahsul verebilecek hale gelmiyenler ve palamut hariç). İlk 75 dönüm için dönümünden 4 lira, Sonra gelen 75 dönüm için dönümünden 6 lira, Sonra gelen 75 dönüm için dönümünden 12 lira, Sonra gelen dönümler için dönümünden 14 lira, 10 uncu grup : Büyükbaş hayvanlarda (İş hayvanları ile iki yaşındaki büyükbaş hayvanlar hariç) ; İlk 50 büyükbaş hayvan için hayvan başına 6 lira, Sonra gelen 50 büyükbaş hayvan için hayvan başına 9 lira, Sonra gelen 50 büyükbaş hayvan için hayvan başına 18 lira, Sonra gelen hayvanlar için hayvan başına 20 lira, 11 inci grup : Küçükbaş hayvanlarda (Bir yaşındaki küçükbaş hayvanlar ile kümes hayvanları hariç); İlk 250 küçükbaş hayvan için hayvan başına 1 lira, Sonra gelen 250 küçükbaş hayvan için hayvan başına 2 lira, Sonra gelen 250 küçükbaş hayvan için hayvan başına 4 lira, Sonra gelen küçükbaş hayvanlar için hayvan başına 5 lira, 6. Asgarî ziraî ve verginin alınmıyacağı haller : Sözü edilen maddenin ilk fıkrasında, gelir vergisine tabi çiftçilerin ziraî kazançları için hesaplanan gelir vergilerinin, bu mükellef için hesaplanacak asgarî vergiden az olması halinde, bu vergi seviyesine yükseltileceği açıkça belirtilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, ziraî gelir vergisi mükellefinin bu miktar kazanç sağlamamış olması ve hattâ zarar etmiş bulunması halinde dahi asgarî vergi nisbetinde bir gelir vergisi ödemesi lâzım gelmektedir. Gerçek usulde mükellefçe daha az bir vergi ödemesini icabettirecek bir ziraî kazanç veya zarar beyan olunması veya götürü usule tabi bir çiftçi için hasılâtına göre, ayni şekilde bu seviyenin altında bir kazanç gösterilmesi asgarî vergi ödemesine mani teşkil etmiyecektir. Ancak, geçici 10. madde son fıkralariyle bu esasa iki istisna koymuş bulunmaktadır. a) Ziraî mahsullerin Tabiî afetler yüzünden kaybedilmesi : Geçici 10. maddenin üçüncü fıkrası ile, asgarî ziraî vergi için Vergi Usul Kanununun 115. maddesinden ayrı olarak özel bir terkin esası konulmuş bulunmaktadır. Sözü edilen fıkra hükmüne göre yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su baskını, kuraklık, don, muzir hayvan ve haşarat istilâsı, dolu ve kasırga, hayvanlarda salgın hastalıklar, mantar ve virüs hastalıkları ve bunlara benzer afetler yüzünden mahsul ve hayvanların en az üçte birinin kaybedilmesi halinde mükellefin o sene için tahakkuk etmiş asgar vergisinin tamamı terkin olunacaktır. Sözü edilen fıkra hükmüne göre, aşağıdaki şartların mevcudiyeti halinde asgarî ziraî verginin terkini mümkündür. -Mahsul ve hayvanların fıkrada sayılan ve bunlara benzer afetler yüzünden kaydedilmiş olması lâzım gelir. Fıkra metninde terkini gerektirecek afetler teker teker sayılmış olmakla beraber, ayrıca "ve bunlara benzer afetler yüzünden" denmiş bulunduğundan zikredilmeyen ve fakat sayılanlara benzer tabiî afetler sebebiyle mahsul ve hayvanların hasara uğraması verginin terkinini gerektirmektedir. Sayılan afetler tabiî afet mahiyetinde olduğu ve bu "bunlara benzer" ifadesiyle hududu genişletildiğine göre, tatbikatta, hasara sebebiyet veren afetlerin, tabiî afet mahiyetinde olup olmadığının araştırılması, sayılanlar dışında ve tabiî afet şumulüne girmeyen olayların terkine esas alınmaması icabeder. - Bahis konusu hasarın, mahsul ve hayvanlarda vukua gelmiş bulunması gerekir. Ziraî işletmeye dahil bulunmakla beraber, "mahsul ve hayvan" anlamı dışında kalan kıymetlerin kaybedilmesi, bunların hasara uğramış bulunması, asgarî verginin terkinini icabettirmiyecektir. Meselâ ziraî âlet ve makinalar, bina ve tesisler, mahsul alındıktan sonra ağaçlar ve tarlalarda hasar meydana gelmesi halinde, sözü edilen fıkraya istinaden asgarî verginin terkini yoluna gidilemez. Bu durumda tabiatiyle asgarî ziraî verginin, V. U. K. nun 115. maddesinde Öngörülen genel terkin esaslarına göre terkini mümkündür. -Asgarî verginin terkini için fıkrada öngörülen diğer şart, mahsul ve hayvan kaybının üçte bir nisbetinde bulunmasıdır. Fıkra metninde, ........... afetler yüzünden mahsul ve hayvanların üçte birinin kaybedilmesi halinde dendiğine göre asgarî verginin terkini yoluna gidilebilmesi için mükellefin afet vukuundan önceki mahsul ve hayvanlarının üçte birinin afet sebebiyle kaybedilmiş olması icabetmektedir. - Hasarın varlığı ve zarar derecesinin mahallî idare heyetlerinin yaptıracakları tahkikatla tespit olunması. İlgili hükme göre, verginin terkini için vuku'u gerekli hasarın varlığı ve bunun üçte bir nispetinde bulunması hususlarının tespiti mahalli idare hey'etlerine bırakılmış bulunmaktadır. Bunlar yaptıracakları tahkikatla, hasar ve zarar derecesini tespit edeceklerdir. Şu halde, tabiî afet yüzünden mahsul ve hayvanların üçte birinin kaybedilmesi olayı dolayısiyle, ziraî gelir vergisi mükelleflerinin ödemek durumunda bulundukları asgarî verginin terkin olunabilmesi için, mahallî idare hey'etlerince olayın tahkik ettirilmesi, tahkik neticesi kanundaki şartlara uygun bulunduğu takdirde, bu şekilde hasara maruz kalmış mükelleflerin asgarî vergilerinin terkini yoluna gidilmesi gerekmektedir. Fıkra hükmünden anlaşıldığına göre, asgarî vergilerin bu şekilde terkin olunabilmesi için mükellefin vergi dairesine şahsen müracaatı şart değildir. Mükellef vergi dairesine müracaat edebileceği gibi, hasarın varlığı ve derecesini tespit için doğrudan doğruya mahallî idare hey'etine de müracaat edebilir veya re'sen mahallî idare heyeti olayı tahkik ettirerek sonucu vergi dairesine bildirebilir. Vergi dairesinin bu şekilde kendisine intikal eden olayları kabul ve terkin işlemlerine tevessül etmesi lâzım gelir. b) İnceleme istenmesi ve inceleme sonucuna göre asgarî verginin alınmaması : Geçici 10. maddenin sondan ikinci fıkrasında "Yukarıda yazılı asgarî vergilere tekabül edecek nispette kazanç sağlamadığını iddia eden mükelleflerin bu iddiaları yapılacak vergi incelemeleri ile sabit olduğu takdirde asgarî vergi alınmaz" denilmektedir. Bu esasa göre, mükelleflerin asgarî vergiye tekabül edecek nispette kazanç sağlamadıklarını iddia etmeleri halinde, bu iddianın o mükellef nezdinde vergi incelemesi yapılmak suretiyle tahkiki icabetmektedir. Yapılan vergi incelemesi ile asgari vergiye tekabül edecek nisbette kazanç sağlanmadığı tesbit edildiği takdirde, asgarî vergi alınmıyacaktır. Görülüyorki böyle bir yola gidilebilmesi için; Mükellef tarafından vergi dairesine bu yolda iddiayı muhtevi bir müracaatta bulunulması, - Mükellef nezdinde vergi incelemesi yapılması, - İnceleme ile asgarî vergiye tekabül edecek nisbette kazanç sağlanmadığının tesbit edilmiş, bulunması lâzım gelir. Vergi incelemesi sonucuna göre yapılacak işlemler : Mükellefin müracaatı üzerine yapılacak vergi incelemesinin V. U. K. nun 134. maddesinde gösterilen esaslar dairesinde beyanname, defter, hesap ve kayıtlara dayanılarak ödenmesi gerekli vergilerin araştırılıp, tesbit edileceği tabiidir. İnceleme ile mükellefin ziraî kazancı yeni baştan tesbit edileceğine göre, vergi tarhına, tesbit edilen bu kazanç esas alınacaktır. İnceleme sonunda, ziraî faaliyet sonucu zararlı olarak tesbit edilmiş ise, asgarî ziraî vergi alınmıyacağı gibi, bu zarar diğer kaynaklardan sağlanan gelir unsurlariyle mahsup ve ertesi yıla devredilebilecektir. Sözü edilen hükmün Tahsilâta Tesiri : Gelecek bölümde açıklanacağı üzere, asgari ziraî vergi, bir gelir vergisi olduğundan kanunda belli edilen taksit zamanlarında ödenecektir. Vergi incelemesi yapılabilmesi için, gelir vergisi beyannamesinin verilmiş olması gerekli bulunduğuna göre, asgarî vergiye tekabül eden nisbette kazanç sağlanmadığı iddiası vergi incelemesi ile sabit oluncaya kadar, verginin bir kısmı ödenmiş olabilir. Bu durumda hesaplanan asgarî ziraî vergiye ait gelir vergisi taksitlerinin muntazaman ödenmesi, ancak bu vergiye tekabül edecek nisbette kazanç sağlanmadığının vergi incelemesi ile sabit olması halinde, alınan bu vergilerin düzetme yolu ile mükellefe iade olunması gerekmektedir. Şu kadarki, verginin ödenmesine başlanmadan önce, mükellefin iddiası inceleme ile sabit olduğu takdirde, ilk tarhiyatın düzeltileceği ve buna göre tahsilât yapılacağı tabii'dir. 7. Ortaklıklarda asgarî verginin işletme sahibinden alınması esası : Yukarıda açıklandığı gibi, geçici 10. madde ile müstakil bir vergi ihdas edilmemiş, sadece ziraî kazanca ait gelir vergisi için asgarî bir had tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, asgarî ziraî verginin de, umumî esaslar dairesinde mükellefin kendisinden alınması icabetmektedir. Ancak, geçici 10. maddenin son fıkrası ile, ortaklıklarda, bu umumî esasa aykırı bir kaide konulmuş, ortaklara ait asgarî verginin tamamının işletme sahibi olan ortaktan alınacağı derpiş edilmiş bulunmaktadır. "Ortaklıklarda, asgarî vergi işletme sahibinden alınır" hükmünün ne şekilde uygulanacağı tayin bakımından, bu fıkrada yer alan bazı tabirlerin açıklanması uygun görülmüştür, İşletme sahibi : Genel anlamda, adî ortaklıklarda her ortak işletme sahibi durumunda olduğundan, verginin kâr hisseleri nisbetinde ortaklardan alınması icabetmektedir. Ancak, ortaklıklarda arazi, bahçe, hayvan sahipleri işletme sahibi durumunda bulunduğundan, bu ortakların, işletme sahibi olarak kabul edilmesi ve diğer ortakların asgarî vergilerinin bu ortaktan alınması gerekmektedir. Arazi bahçe ve hayvan sahiplerinin teaddüt etmesi halinde, alınacak bu verginin hisselerine göre bu ortaklardan alınması gerekir. Asgari vergi : Bilindiği gibi geçici 10. madde ile, ziraî kazanca ait olan veya ona isabet eden gelir vergisinin, işletme büyüklüğü ve birimlere göre hesaplanan miktarla mukayese edilmesi, az olması halinde bu miktara yükseltilmesi, bu miktar üstünde bulunması halinde her hangi bir vergi aranmıyacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, mükellefin beyan ettiği ziraî kazanç için tarholunan vergi, gelir vergisi mahiyetindedir. Bu itibarla, ancak işletme büyüklüğü üzerinden birimlere göre hesaplanan miktara nazaran ziraî kazanca ait olan veya ona isabet eden verginin az olması halinde, bu miktara yükseltilen vergi kısmının asgarî vergi olarak kabulü icabeder. Şu halde, ortaklıklara işletme sahibinden alınması gereken asgarî vergi, işletme sahibi bulunmıyan ortak tarafından bildirilmiş olan vergi değil, sadece bunun birimlere nazaran az olması dolayısiyle yükseltilen vergi kısmından ibaret olacaktır. Bu duruma göre, son fıkra gereğince, ortaklıklarda her ortağın beyan ettiği ziraî kazanç için hesaplanan gelir vergisi, mükellef sıfatiyle, ortaktan alınacaktır. Ancak, ortaklığın işletme büyüklüğü üzerinden birimlere göre hesaplanan miktara nazaran, ortaklarca bu işletme için beyan olunan kazançlarına ait gelir vergilerinin az olması dolayısiyle bu miktara yükseltilen ve ek olarak salınacak verginin yukarıda tarif olunan ziraî işletme sahibi adına tarh ve ondan tahsil olunması icabeder. C - GEÇİCİ 10. MADDENİN UYGULANMASI İLE İLGİLİ ÖRNEKLERİN KULLANILMASI. Yukarıda esasları ve uygulama şekli gösterilen asgarî ziraî gelir vergisinin yürütülmesi için, birisi mükellefler, diğeri vergi daireleri için olmak üzere iki örnek ihdas olunmuştur. 1. Zirai asgarî vergiye ait işletme büyüklüğü bildirimi (Numune 55 ............) . 193 sayılı gelir vergisi kanununun yıllık beyannamelerin şekil, mühteva ve eklerine dair 91. maddesine istinaden ihdas olunan bu örnek, asgarî verginin hesaplanması için gerekli bulunan işletme büyüklüklerinin mükellefler tarafından bildirilmesine mahsustur. Dip notunda belirtildiği üzere beyannamenin ek yaprağı olarak, mükelleflerce doldurularak, diğer ekler gibi, beyannameye bağlanıp vergi dairesine verilecektir. Ortaklıklarda, geçici 10. maddeye göre yükseltilmesi gerekli vergi işletme sahibinden alınacağı için bu yaprağın ilgili kısmında işletme sahibinin adı, soyadı, adres ve bağlı olduğu vergi dairesinin yazılması ve ona imzalattırılması icabeder. Aksi halde mükellefin işletme sahibi olarak kabulü ve asgarî verginin kendisinden alınması gerekir. Vergi dairelerince boş beyanname ve eklerinin dağıtılmasında, ziraî gelir vergisi mükelleflerine verilmesi gereken bu yaprağın ne şekilde doldurulacağı, örneğin arka sahifesindeki "açıklama", da gösterilmiştir. İçindeki bilgiler Ekim sayım beyanlarının ayni olması bakımından, bu bildirimin ekim sayım beyanlariyle karşılaştırılmak suretiyle kontrol edilmesi mümkün bulunmaktadır. 2. Asgarî vergi hesap pusulası (Numune 56) Bu örnek, yukarıda zikredilen ve mükellefçe verilecek ek yaprakla bildirilen işletme büyüklükleri üzerinden ve birimlere göre verginin vergi dairelerince hesaplanabilmesine mahsus dahili bir muamelât fişidir. Örnek üzerinde yapılacak kayıt ve işlemler şunlardır : Mükellefin adı soyadı, hesap No : ve vergilendirme dönemi yazıldıktan sonra, "Ziraî asgarî vergiye işletme büyüklükleri ek yaprağından" gruplar itibariyle kanunda yazılı işletme büyüklükleri, birimlerdeki dilimlere göre, tablo I e geçirilecektir. Grup ve dilimlere ait ve tablonun ilgili sütununda gösterilmiş bulunan birimler üzerinden her dilim ve grubun vergisi hesaplanacaktır. Hesaplanan bu vergiler, örneğin arka sahifesinde yer alan Tablo II ye nakledilecektir. Mükellefin yıllık beyannamesinde çeşitli kaynaklardan kazanç ve irat gösterilmiş olması halinde, sahifenin dip notundaki açıklamalara göre, tablo III teki hesap ameliyesi yapılacak ve ziraî kazanca isabet eden vergi kısmı tesbit edilecektir. Bu sahifelerdeki tabloların altındaki kısımda örnekteki izahata göre, asgarî vergi toplamı ile ziraî kazançlar üzerinden hesaplanan yıllık vergi veya yıllık verginin ziraî kazanca isabet eden kısmı karşılaştırılacaktır. Sonunca göre, örneğin dip notundaki açıklamalar dairesinde gelir vergisine ilâve olunan miktar tesbit edilecektir. Bu hesap ve tarh ameliyeleri, tahakkuk fişi kesilmeden önce beyannamenin kabulü safhasında yapılacağından, mükelleflerin bekletilmesine mahal bırakılmaksızın, sür'atle ikmal olunması lâzım gelir. Bu işlemlerin beyanname kabul işlerini aksatmaksızın düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için, bilhassa ziraî gelir vergisi mükellefi fazla olan vergi dairelerinde, bu vergi mükelleflerine ait beyannamelerin kabulüne bu işi kavramış bir veya bir kaç memurun tahsis olunması ve diğer lüzumlu tedbirlerin zamanında alınması yerinde olur. Gereğinin ifasını ve buna göre işlem yapılmasını rica ederim. (*) Güncelliği kalmamıştır.

Kaynak: resmî yayım

Kendi olayınıza uyar mı?

Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.

Ücretsiz sor