321 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ(*)
Yayım tarihi kaynakta belirtilmemiş
Tebliğ metni
24/8/1966 tarih ve 2161776-120/36083-42 sayılı (Tahsilât 320 numaralı) genel yazıya ektir.Bakanlığa intikal eden hâdiselerden ve müfettiş raporlarından, 780 sayılı Af Kanununun tatbikatında; 1. Aftan faydalanmak üzere vergi aslının ödenmesi için muayyen olan 6 aylık süre içerisinde icraî takibata devam edilip edilemiyeceği, 2. 31/12/1965 tarihinden sonraki devreye taallûk eden gecikme zamlarının affa tâbi tutulup tutulmayacağı, 3. Mükellefiyeti bütçe yılına veya özel hesap dönemine göre tâyin edilen ve vergisi de bu esasa göre hesaplanan mükellefler hakkında ne şekilde muamele yapılacağı, 4. Tecil edilen âmme alacaklarının tecil müddeti veya taksitleri kanunen muayyen olan 6 aylık ödeme müddetinin son gününden sonraya rastladığı takdirde alâkalıların aftan istifade edip edemiyeceği, 5. Kaçakçılığa yardım veya kaçakçılığa teşvik cezalarından borçlu olanların aftan faydalanıp faydalanmıyacakları, 6. Cebri icra yolu ile yapılan tahsilâtlarda mükelleflerin vergi cezası ve gecikme zammından olan borçlarının affa tâbi olup olmıyacağı, 7. 31/12/1965 tarihinden evvelki dönemlere ait vergiler dolayısiyle 1966 ve daha sonraki yıllarda kesilecek vergi cezalarının af kanunundan istifade edip edemiyeceği, 8. Vergi aslının kısmen ödenmesi halinde aftan istifade edilip edilmiyeceği, 9. İhtilâflı hâdiselere ait vergi cezalarının aftan faydalanabilmesi için İtiraz ve Temyiz Komisyonları ile Danıştay kararına göre vergi aslının ödenme süresinin ne olacağı, 10. Usulsüzlük cezalarının 780 sayılı Af Kanununun 8 inci maddesinin ne şekilde tatbik edileceği, hususlarında tereddüt edildiği anlaşıldığından keyfiyetin tavzihine lüzum hasıl olmuştur. A _ 780 sayılı Af Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında "Mükellefler veya sorumlular adına 31 Aralık 1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak kesilmiş olup, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilmemiş bulunan vergi cezaları (Mülga vergi kanunlarına göre kesilmiş olanlar dahil) ile uygulanan gecikme zamları; taallûk ettikleri vergi asılları kanunun mer'iyetinden itibaren altı ay içerisinde ödendiği takdirde (Kanunun mer'iyetinde vergi asılları ödenmiş olanlar dahil) affedilmiştir." denilmektedir. Sözü edilen fıkra hükmüne göre alâkalıların vergi cezası ve gecikme zammından olan borçlarının (ihtilâflı olanlar hariç) kanunun mer'iyeti tarihinden itibaren altı ay içerisinde ödenmesi lâzımdır. Bahis konusu edilen bu altı aylık süre ilgililerin borçlarını ödemesi için kabul edilmiş ek bir süre olmayıp, sadece aftan istifade etmelerini sağlamak mülâhazasiyle tanınmış bir mehildir. Gerek kanunda gerekse 8 inci maddede ayrıca bu süre içerisinde icraî takibat yapılmayacağına dair de bir hüküm yoktur. 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 54 üncü maddesi ödeme müddeti içinde ödenmeyen âmme alacaklarının cebren takip ve tahsil olunacağını âmir bulunduğu cihetle, kanunun mer"iyeti tarihinde vâdesi geçmiş bulunan âmme alacakları eskiden olduğu gibi takip ve tahsil edilecektir. B _ Bilindiği üzere 780 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile, 31/12/1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak kesilen vergi cezaları ile bu tarihe kadar uygulanan gecikme zamlarından henüz ödenmemiş olanları, bunların taallûk ettikleri vergi asılları kanunla muayyen süre içerisinde ödendiği takdirde aftan istifade ettirilmektedir. Vazıı kanun vergi cezalarının aftan istifadesi için 31/12/1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak kesilmiş olmalarını şart koştuğu halde gecikme zamlarında bu ölçüden ayrılarak o tarihe kadar uygulanmış bulunan gecikme zamlarını affa tâbi tutmuştur. Binaenaleyh vergi cezası ile gecikme zammı af bakımından tamamen birbirinden ayrı muameleye tâbi tutulmuştur. Bu sebeple 31/12/1965 tarihinden evvelki dönemlere ait olarak bu tarihten sonra, yani 31/12/1965 tarihinden kanunun mer'iyeti tarihine kadar veya kanunun mer'iyetinden sonra kesilecek olan vergi cezaları bazı şartlarla affa tâbi tutulduğu halde, gecikme zamlarında sadece 31/12/1965 tarihine kadar uygulananlar aftan istifade edecek, bu tarihten sonraya taallûk eden gecikme zamları hiç bir şekilde affa tâbi tutulmayacaktır. Bu itibarla, 31/12/1965 tarihinden evvel vâdesi geçmiş bulunan vergilere, vâde tarihinden 31/12/1965 tarihine kadar geçen süre için tatbik edilmiş bulunan gecikme zamlarından kanunun mer'iyeti tarihine kadar ödenmemiş olanlar taallûk ettikleri vergi asılları kanunun mer'iyetinden itibaren 6 ay içinde ödendiği takdirde aftan istifade edecektir. Bu vergilerden kanunun meri'yetinden sonra ödenenlere 31/12/1965 tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için ayrıca gecikme zammı tatbik edilerek bunlar affın şumulü haricinde kaldığı için tahsil edilecektir. Hâdisenin daha iyi anlaşılabilmesi için bunun bir misalle izahı uygun görülmüştür. Meselâ; 30/4/1965 vâde tarihli bir vergi borcu kanunun mer'iyeti tarihinde henüz ödenmemiş de 9/9/1966 tarihinde ödenmiş ise, bu alacağa vâde tarihinden (30/4/1965 tarihinden) 31/12/1965 tarihine kadar geçen süre için uygulanan gecikme zammı affa tâbi tutularak tahsil edilmiyecek fakat 1/1/1966 tarihinden ödendiği tarihe (9/9/1966 tarihine) kadar geçen süre için tatbik edilen gecikme zammı tahsil edilecektir. Şayet bu âmme alacağı kanunun mer'iyeti tarihinden itibaren 6 ay içinde değil de daha sonra ödense o takdirde aftan hiç istifade ettirilmiyerek, vâde tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı tatbik edilecektir. C _ Bazı suç ve cezaların affı hakkındaki kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasiyle 31/12/1965 tarihine kadarki dönemlere taallûk eden vergi cezaları ile bu tarihe kadar tatbik edilen gecikme zamlarının bazı şartlarla affa tâbi tutulduğuna sarahatle işaret edilmiştir. Binaenaleyh sözü edilen bu sarahat karşısında mezkûr tarihten sonraki devreye taallûk eden vergi cezası ve gecikme zamlarını hiç bir şekilde affa tâbi tutmaya imkân yoktur. Bu sebeple malî yıl esasına göre veya Bakanlıkça tâyin edilen özel hesap dönemlerine göre vergileri tarh ve tahakkuk ettirilen mükellefler adına kesilen veya tatbik edilen vergi cezası ve gecikme zamlarından sadece 31/12/1965 tarihiden evvele taallûk edenler kanunla muayyen şartlar yerine getirildiği takdirde affa tâbi tutulacak, bu tarihten sonraya taallûk edenlerin ise tâkip ve tahsiline devam edilecektir. D _ 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi gereğince vergi cezası ve gecikme zamlarının muayyen olan ödeme süresini aşacak şekilde tecil halinde bunların affa tâbi tutulabilmesi için bahis konusu vergi cezası ve gecikme zammına taallûk eden vergi aslının kanunen muayyen olan ödeme müddetleri içerisinde ödenmesi zaruridir. Zira, 780 sayılı Kanun kaide olarak aftan faydalanılabilmesi için ihtilâfsız hâdiselerde vergi aslının kanunun mer'iyetinden itibaren altı ay içerisinde ve ihtilâflı hadiselerde kanunun muayyen olan bir aylık süre içerisinde ödenmesini şart koşmuştur. Bu müddetleri şu veya bu sebeple uzatmak hiç bir şekilde mümkün değildir. Bu itibarla, tecilin muayyen olan ödeme süresini aştığı ahvalde, borçlunun aftan istifadesi için tecil konusu olan vergi cezası ve gecikme zammına ait vergi aslını bahis konusu altı aylık süre içinde ödemesi zaruridir. Aksi halde bu süre içerisinde ödenmeyen vergi asıllarına taallûk eden vergi cezaları ile gecikme zamları affa tâbi tutulmıyacaktır. E _ Kanunun 8 inci maddesi vergi cezalarının affını daima vergi aslının ödenmesi şartına bağlanmıştır. Bu sebeple kaçakçılığa teşvik ve kaçakçılığa yardım cezalarının muhataplarının vergi aslından borçları olmadığı mülâhazasiyle, affı kanun vazıının maksadına uygun düşmemektedir. Zira bunlara taallûk eden vergi cezalarının asıllarının muhatap olduğu başka bir mükellef veya sorumlu mevcuttur. Esasen vergi cezalarının affı ile istihdaf olunan gaye vergi aslının ödenmesini sağlamaktır. Bu itibarla, kaçakçılığa teşvik ve kaçakçılığa yardım edenler adına kesilen vergi cezalarının da bunlara taallûk eden asılları kanunen muayyen esaslar dairesinde ödenmedikçe affı mevzubahis olmayacağından takip ve tahsiline devam olunacaktır. F _ Kanunda ceza ve gecikme zamlarının affı, bunların taallûk ettiği vergi aslının kanunen muayyen süre içerisinde ödenmiş olması suretiyle mümkündür. Fakat ödemenin ne şekilde yapılacağı ayrıca tasrih edilmemiştir. Bilindiği üzere, 6183 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi hükmüne göre, ödeme alacaklı tahsil dairesinin selâhiyetli memurlarına borçlu tarafından makbuz karşılığında rızaen yapılan tediyedir. Binaenaleyh borçluların aftan istifade edebilmeleri için bu şekilde rızaen tediyede bulunmaları şarttır. Aksi halde vergi dairelerince kanunların hükümlerine uyularak yapılan cebren tâkip muamelesi sonunda vuku bulacak tahsilâtı kanunun kastettiği manâda ödeme saymağa imkân olmadığından borçları vergi dairelerince bu şekilde tâkip ve tahsil olunan şahıslar aftan istifade ettirilmiyecektir. G _ Af Kanununun yukarıdan beri sözü edilen 8 inci maddesi 31/12/1965 tarihine kadarki dönemlere ait olmak üzere kesilmiş veya sonradan kesilecek vergi cezalarını şumulüne almış bulunmaktadır. Affın şumulünü tâyinde kullanılan kriteryum dönemdir. Bu sebeple 31/12/1965 tarihinden evvelki dönemlere ait vergiler için mezkûr tarihten sonra kesilmesi bu kıstas muvacehesinde aftan faydalandırılmalarına mani bir sebep teşkil etmemektedir. Bu itibarla, 1965 takvim yılına ait olarak 1966 veya daha sonraki yıllarda kesilecek vergi cezalarının asılları da kanundaki şartlar dairesinde ödendiği takdirde affa tâbi tutulması icap eder. H _ Adı geçen Af Kanununun 8 inci maddesiyle, kesilen vergi cezalariyle uygulanan gecikme zamlarının taalluk ettikleri vergi asılları ödendikleri takdirde bunların affa tâbi oldukları malûmdur. Maddede kısmen vukubulacak ödemelerde bunlara taallûk eden vergi cezası ve gecikme zammının affedileceğine dair bir kayıt yoktur. Vazıı kanunun maksadı bu suretle bir ödeme kolaylığı ile borçluları borçlarının tamamından kurtarmak maksadına matuftur. Bu sebeple, borcun bir kısmını ödemek suretiyle Af Kanunu hükümlerinden istifade mümkün olmadığından ancak alâkalıların borçlu bulundukları vergi aslının tamamını ödedikleri takdirde 780 sayılı Kanun hükümlerinden istifade ettirilmeleri icap eder. İ _ İhtilâflı hâdiselere ait vergi cezalarının aftan faydalandırılması için vergi aslının ödeme süresinin ne olacağı meselesine gelince; bu hususu, 1. 780 sayılı Kanunun mer'iyetinden evvel tahsili vâcip hale gelen vergi cezaları (vergi asılları ihtilâflı olanlar da dahil olmak üzere), 2. İhtilâflı vergi aslının kanunen muayyen olan ödeme süresi 780 sayılı Kanunun mer'iyetinden sonraya rastlamış bulunan hâdiselere taallûk eden vergi cezaları, 3. İhtilâflı vergi aslının kanunen muayyen olan ödeme süresi af kanununun mer'iyetinden önce geçmiş bulunan hâdiselere taallûk eden vergi cezaları, olmak üzere üç gurupta mütalâa etmek mümkündür. a) Bunlardan birinci guruba giren vergi cezaları, 780 sayılı Kanunun mer'iyeti tarihinde (9/8/1966 tarihinde) Vergi Usul Kanununun 368 inci maddesiyle muayyen olan ödeme süresi geçmiş bulunan, 31/12/1965 tarihinden evvelki dönemler için kesilmiş olan vergi cezalarıdır. Bunların ekserisi ihtilâfsız bulunan vergi cezaları olmakla beraber içlerinde ihtilâflı olanların da bulunması mümkündür. Zira; 780 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında "Mükellefler veya sorumlular adına 31 Aralık 1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak kesilmiş olup, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilmemiş bulunan vergi cezaları (Mülga vergi kanunlarına göre kesilmiş olanlar dahil) ile uygulanan gecikme zamları; taallûk ettikleri vergi asılları kanunun mer'iyetinden itibaren altı ay içerisinde ödendiği takdirde (Kanunun mer'iyetinde vergi asılları ödenmiş olanlar dahil) affedilmiştir.) denilmek suretiyle altı aylık ödeme müddetinden ancak kanunun mer'iyeti tarihine kadar tahsil edilmemiş bulunan vergi cezalarının istifade edebileceğine sarahatle işaret edilmiştir. Bunların ihtilâflı veya ihtilâfsız olmaları hakkında herhangi bir tefrik yapılmamıştır. Ölçü olarak bu cezaların kanunun mer'iyet tarihine kadar tahsil edilmemiş olmaları esas alınmıştır. Binaenaleyh yukarıda açıklandığı üzere 9/8/1966 tarihine kadar tahsil edilmemiş, diğer bir deyişle usul kanununun 368 inci maddesiyle kabul edilen ödeme süreleri bu tarihten evvel geçmiş bulunan ihtilâflı veya ihtilâfsız vergi cezalarının asılları altı ay içerisinde ödendiği takdirde bunlara taallûk eden cezalar affa tâbi tutulacaktır. b) 8 inci maddenin ikinci fıkrası ile ihtilâflı hâdiselerde cezaların affa tâbi tutulabilmesi için bunların taallûk ettikleri vergi asıllarının süresinde ödenmesi esası kabul edilmiştir. Binaenaleyh vergi aslının ödeme süresi kanunun mer'iyetinden sonraya (9/8/1966 tarihinden sonra) rastlayan hâdiselerde ihtilâflı vergi aslı muayyen olan süre içerisinde ödendiği takdirde bunlara taallûk eden cezalarda affa tâbi tutulacaktır. Yalnız buradaki süreyi diğer normal sürelerle karıştırmamak lâzımdır. Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ihtilâflı hâdiselerde vergiler İtiraz Komisyonu kararı üzerine vacübüttahsil hale gelir ve İtiraz Komisyonu kararı üzerine düzenlenen ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenir. Bu sebeple bu kabil ihtilâflı hâdiselerde cezaların affa tâbi tutulabilmesi için vergi aslının muayyen olan bu süre içerisinde, tarhiyatın İtiraz Komisyonunca kaldırılması halinde Temyiz Komisyonu veya Temyiz Komisyonunca kaldırılması üzerine de Danıştay tarafından ihyası halinde tahakkuk eden vergiler de tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenecektir. c) İhtilâflı vergi aslının kanunen muayyen olan ödeme süresinin af Kanununun mer'iyetinden evvel geçmiş olmasına rağmen buna taallûk eden vergi cezasının ödeme müddetinin af kanununun mer'iyetinden sonraya rastlaması halinde uygulanacak muameleye gelince; kanunda bu kabil cezaların affa tâbi tutulabilmesi için bunların taallûk ettikleri vergi asıllarının ne vakit ödeneceği hakkında bir hüküm yoktur. Fakat bunların aftan istisna edildikleri hakkında da bir hüküm mevcut değildir. Kanun hem ihtilâflı vergilere ait vergi cezalarını ve hem de ihtilâfsız vergi cezalarını sadece ödeme süresini ayırarak affa tâbi tuttuğuna göre bu kabil vergi cezalarının affa tâbi tutulmaması kanun vazıının maksadına aykırı olacağı gibi adalet kaidelerine ve affın umumiliği prensibine de aykırı düşeceği muhakkaktır. Binaenaleyh bunlar da kanunun mer'iyetinden evvel ödeme süresi geçmiş olanlar gibi kanunun mer'iyetinden itibaren altı ay içerisinde vergi aslı ödendiği takdirde affa tâbi tutulacaklardır. J _ Kanun cezaların aftan istifadesi için bunlara taallûk eden asıllarının yukarıda açıklanan bir veya altı aylık sürelerde ödenmesini şart koşmuştur. Bu süreleri şu veya bu şekilde uzatmak mümkün olmadığı gibi, alacağın teminata bağlanması da ödenmiş sayılmasını gerektirmez. Zira ödemenin (G) bendinde açıklandığı şekilde vukubulması lâzımdır. Bu sebeple gerek Temyiz Komisyonu gerekse Danıştay tarafından verilen tehiri icra kararlarına müsteniden icranın durdurulduğu hadiselerde de vergi asıllarının yukarıda belirtildiği şekilde kanunî ödeme sürelerinde ödendiği takdirde bunlara taallûk eden cezalar affa tâbi tutulacaktır. Bu süre içerisinde ödenmiyen vergi asıllarına taallûk eden cezalar hiç bir şekilde aftan istifade ettirilmiyecektir. K _ Tahsilât 320 seri numaralı genel tebliğde de açıklandığı üzere, 31/12/1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak müstakillen kesilmiş bulunan usulsüzlük cezaları tâkip edilmiyerek kayıtlardan çıkarılacaktır. Ancak, 780 sayılı Kanunun vergi cezalarının affında bu cezaların bağlı olduğu vergi aslının ödenmesini şart koşmuştur. Usulsüzlük cezalarının affında da bu şarta riayet edilmesi zaruridir. Bu itibarla, bir asla bağlı bulunan usulsüzlük cezalarının da aslı ödenmeden affı mümkün değildir. Ancak vergi beyannamelerinin ek süre içinde verilmiş olması, kayıt nizamına riayet edilmemesi, beyanname verilmiyen ahvalde vergi matrahının doğmaması gibi bazı fiiller dolayısiyle kesilen ve daha ziyade disipliner bir mahiyet taşıyan ve bir asla bağlı bulunmayan usulsüzlük cezaları affa tâbi olacağından tahsilât 320 seri numaralı genel tebliğde açıklandığı veçhile bunlar kayıtlardan çıkarılacak ve kanunun yürürlük tarihinden sonra da 31/12/1965 tarihine kadarki dönemler için bu şekilde kesilecek olan usulsüzlük cezaları kesilmiyecektir. Bilgi edinilmesi ve gereğince muamele yapılmakla beraber ayrıca kazalara da gönderilmiş bulunan bu genel yazının sür'atle ilgililere tebliği rica olunur. (*) Güncelliği Kalmamıştır.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.