105 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ(*)
Resmî Gazete: · sayı
Tebliğ metni
Gelir Vergisi Kanununun "Müteferrik istisnalar" a ilişkin 23 üncü maddesinin 1 ve 3 üncü fıkralarının uygulama şekil ve esasları ile "Muhbir ve müsadirlere" ödenen ikramiyelerin vergi karşısındaki durumu ve "Kasa tazminatları" nın bir gelir unsuru olarak telâkki edilip edilemiyeceği hususlarında tereddüde düşüldüğü vaki haberleşmelerden ve bizzat mükellefler tarafından yapılan müracaatlardan anlaşılmış olmakla konu ile ilgili ayrıntılı açıklamalar aşağıda yapılmıştır. 1. Sakatlıktan dolayı uygulanan ücret istisnası : Bilindiği üzere, dilsiz, meflûç, iki gözü kör, el ve ayaklarının ikisinden veya birinden mahrum, birini veya ikisini kullanamıyacak derecede el ve ayakları sakat bulunan hizmet erbabının ücretleri Gelir Vergisinden müstesnadır. Ancak; sakatlık veya malûllüğün resmî hastahanesi veya mümasil sıhhî teşekkülü bulunan yerlerde ilgili müstehassısın baştabiplikçe tasdik edilecek raporu ile, resmî hastahanesi veya mümasil sıhhî teşekkülü olmayan veya ilgili mütehassısı bulunmayan yerlerde resmî tabip raporu ile tevsiki şarttır. (G. V. K. Md. 23/1). İşbu hükmün sürüncemede kalmadan uygulanabilmesi için, ilgililerin aşağıda yazılı şekilde hareket etmeleri gerekmektedir. 1. "Resmî hastane" deyimi; Devletin resmi hastahaneleri ile özel idarelere ve belediyelere bağlı hastahaneleri ifade etmektedir. Gelir Vergisi tatbikatında; özellikle 23 üncü maddeden faydalanmak isteyenlerin ve uygulayıcıların bu noktaya dikkat etmeleri gerekmektedir. 2. Raporun kesin bulgulara dayanması, sakatlık veya malûllüğün açıkça rapor metnine derci ve karar hanesine : "Sol el kullanılamıyacak derecede sakattır. Bu ârızası 193. sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23/1 maddesi şümülüne girecek niteliktedir" şeklinde bir meşruhatın verilmesi ile meşruttur. Dilsiz, mefluç, iki gözü kör, el ve ayaklarının ikisinden veya birinden mahrum olanlar bakımından, örneğin "Bir elinden mahrumdur. Bu ârızası nedeni ile Gelir Vergisi Kanununun 23/1 maddesi hükmünden istifade eder," tarzında bir meşruhat, maksadı temine yetmektedir. Raporun karar hanesine, sadece, "Gelir Vergisi Kanununun 23/1 hükmünden faydalanır" şeklinde bir meşruhatın verilmesi, yeterli olmadığından, keyfiyetin tavzihi noktasından olay Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına aksettirilmekte ve sonuç olarak bu mevzuda vaki taleplerin is'afı gecikmektedir. 3. Raporda, sakatlık veya malûllüğün başlangıç tarihi belirtilmediği takdirde, 23 üncü madde ile tanınan istisna hükmü, rapor tarihine itibar edilmek suretiyle uygulanmaktadır Raporu düzenleyenlerin, 23/1 madde hükmünden faydalanmak durumunda olan sakat veya malûllerin ve uygulayıcıların bu noktalara itina etmeleri lâzımdır. Sakatlık veya mâlûllüğun başlangıç tarihinin raporda tasrih edilmesi halinde, bu tarih esas alınarak, istisna hükmünden faydalanmak kabildir. Ancak, yapılacak düzeltmelerde Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinde yazılı düzeltme zamanaşımına dayanılacağı tabiîdir. 4. Yukarıda mezkûr 23/1. maddedeki istisna hükmü; hizmet erbabına mahsus ve münhasır olduğundan, ticaretle ve serbest meslekle meşgul kimseleri istihdaf etmemektedir. Binaenaleyh bu gibi şahısların anılan istisnadan faydalanmaları düşünülemez. Yalnız bu gibi şahıslar hizmet erbabı; sıfatı ile ayrıca ücret elde ettikleri takdirde, bu ücretleri bakımından 23/1 inci maddede münderiç istisnadan yararlanabilirler. II _ Toprak altında çalışanlara uygulanan ücret istisnası : Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında, toprak altı işletmesi halinde bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışan işçilerin yer altında çalıştıkları zamanlara ait ücretlerinin Gelir Vergisinden istisna edileceği hükme bağlanmıştır. İstisnanın tatbiki bakımından, bir günün bir kaç saatinde dahi toprak altında çalışılması yeterlidir. Bu istisna hükmünden sadece fiilen ve bedenen toprak altında maden işletmeleri de cevher istihsalinde çalışan işçiler yararlanacağından, işçi vasfında olmayan ve fakat işin icabı olarak toprak altında çalışmaya mecbur bulunan mühendis, kimyager, topoğraf, mimar ve yönetici gibi kimseler hakkında bahis konusu istisnanın uygulanması mümkün değildir. İlgililerin bu noktayı gözönünde bulundurmaları gerekmektedir. Öteyandan, mezkur istisna hükmünün, toprak altında bulunan madenlerde cevher istihsali ve bununla ilgili diğer bütün işlerde çalışan işçilere (mahsus kanununa tevfikan) hafta ve genel tatil günleri için ödenen yevmiyeleri de şümûlüne aldığı izahtan varestedir. Ancak, sözü edilen işçilerin yıllık izinlerini kullandıkları zaman zarfında aldıkları yevmiyeler, diğer deyimle ücretler, toprak altı faaliyeti ile ilgili bulunmadığından, istisnadan fâydalananlara mümkün değildir Uygulamaların bu istikamette yürütülmesi iktiza eder. III _ Muhbir ve müsadirlere verilen ikramiyelerin Gelir Vergisi hükümleri karşısındaki durumu : Devlet memuru olması sebebiyle, muttali olduğu kaçakçılığı ihbar ve gerekli hallerde hâdiseye müdahale ve kaçakçılığa mevzu olan malları müsadere etmesi uhdesine tevdi edilen vazifenin mahiyeti icabı bulunan bir şahsa, 1918 sayılı kanunun 3777 ve 6846 sayılı kanunlarla değişik 60 ıncı maddesine göre ödenen ikramiyelerle 5383 sayılı kanunun 148 ve 152 nci maddelerine ve diğer kanunlara göre verilen ikramiyelerin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı memleket bakımından faydalı olan iş ve faaliyetleri teşvik amacı ile verilen ikramiye ve mükâfatlar arasına ithal edilmesi uygun görülmediğinden, muhbir ve müsadirlere verilen ikramiyelerin, bunların asıl ücretleri ile birleştirilmek suretiyle toplu olarak vergilendirilmesi icabeder. Gereğinin buna göre yapılması ve bu genelgede belirtilen açıklamalara aykırı şekilde yapılmış işlemlerin tarh zamanaşımı içinde (V. U. K. Md. 114) Hazine lehine düzeltilmesi, düzeltme yapılırken V. U. K. nunun 369 uncu maddesi hükmü (Aynı kanunun 413 üncü maddesi hükmü dâhil) dairesinde ceza uygulanmaması muktezidir. Öte yandan, vazifesinin mahiyeti icabı olmaksızın sair bir şekilde bilgisi dahiline giren bir vergi kaçakçılığı olayını ihbar eden bir devlet memuruna veya menıur olmayan herhargi bir şahsa ihbarlarının tahakkuk etmesi sebebiyle, 1905 sayılı Kanuna istinaden ödenen ikramiyelarin _bu ikramiyelerin Gelir Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde sayılan gelir unsurlarından hiç birine girmemesi sebebiyle_ Gelir Vergisi konusuna ithaline mahal ve imkân bulunmamaktadır. Söz konusu ikramiyelerin, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu hükümleri dairesinde Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutulması gerekir. IV _ Kasa tazminatlarının Gelir Vergisi karşısındaki durumu : 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, hizmet erbabının, iş verene tabi ve muayyen bir iş yerine bağlı olarak çalışan kimseler olarak tanımlandığı ve ücretin ise; bu gibi kimselere yaptıkları hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden oluştuğu görülmektedir. Vergi kanunlarında açık bir hüküm bulunmadıkça gelir unsurları arasına giren her türlü kazanç ve iradın vergilendirilmesi, yani vergi dışı bırakılmaması esastır. Yukarıda mezkûr mütalâalar muvacehesinde kasa tazminatı adı altında bazı eşhasa yapılan ödemeler, hizmetin gereği olarak kendilerine verildiğinden, ücret olarak vergilendirilmek iktiza eder. Prensip budur. Ancak, kasa tazminatı olarak kendilerine ödeme yapılanlar tarafından herhangi bir nakdî kayba sebebiyet verildiği ahvalde, uğranılan kayıp miktarı kadarki meblâğın, tazmin olayının vukuundan sonraki bu tür istihkaklarından düşülmek suretiyle vergi dışı bırakılması mümkün olur. Ona göre gereğinin yapılması ve tatbikatta bir yanlışlığa meydan verilmemesi tebliğ ve rica olunur. (*) Sakatlık İndirimi Uygulaması Aşısından Güncelliği kalmamıştır.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.