360 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ(*)
Resmî Gazete: · sayı
Tebliğ metni
2431 Sayılı Tahsilatın Hızlandırılması Hakkında Kanun 22.3.1981 tarih ve 17287 Sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. I _ KANUNUN KAPSAMI 2431 Sayılı Kanunun kapsamı, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harçlar ve bunlara bağlı vergi cezaları ve gecikme zamlarıyla sınırlı bulunmaktadır. Bu husus gerek 1 inci maddede gerekse 2 nci maddede yer alan ihtilâf deyimini açıklayan 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında Vergi Usul Kanununa yapılan atıflarla belirlenmiş durumdadır. Buna göre Tahsilâtın Hızlandırılması Hakkında Kanunun, Vergi Usul Kanunu kapsamına girmeyen kamu alacakları hakkında uygulanması mümkün değildir. Öte yandan bu kanun hükümleri, kanunun 11 inci maddesi hükmü uyarınca (maddede belirtilen istisnalar hariç olmak üzere) 31.12.1980 tarihinden sonra verilmesi gereken beyannameler üzerinden tarhedilecek vergiler hakkında uygulanmayacaktır. Ayrıca kanun hükümlerinin 31.8.1981 tarihinden sonra geriye dönük olarak uygulanması da söz konusu olmayacaktır. Daha açık bir ifadeyle 31.8.1981 tarihinden sonra bu kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak yapılacak incelemeler dolayısıyla mükellefler adına tarhedilecek vergiler ve kesilecek cezalar hakkında bu kanun hükümlerinden yararlanılması mümkün değildir. II _ KANUNUN MADDELERİ HAKKINDA AÇIKLAMALAR 1. KESİNLEŞMIŞ ALACAKLAR Kanunun 1 inci maddesi kesinleşmiş bulunan vergi, resim, harçlar ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme zamları ile bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup da henüz tahsil edilmemiş bulunan vergi cezaları hakkındaki hükümleri düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim ve harçların kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihinden önce ödenmiş olması veya 31.8.1981 günü mesai saati sonuna kadar ödenmesi halinde bu alacak asıllarına bağlı vergi cezalarının % 90 ı tahsil edilmeyecektir. Ancak bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmiş bulunan vergi cezasının % 10 u aşan miktarı mükelleflere iade edilmeyecek, tahsil edilmiş bulunan vergi cezasının % 10 un altında kalması halinde ise ceza 31 .8.1981 tarihine kadar % 10 a tamamlanacaktır. Diğer yandan ceza indiriminden yararlanılabilmesi için alacak aslı ile indirimden arta kalan cezanın 31.8.1981 günü mesai saati sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir. Maddenin ikinci fıkrası, mükelleflerin beyanları üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerle, cezasız olarak kesinleşmiş vergilerden henüz tahsil edilmemiş olanlarına uygulanacak işlemleri hükme bağlamaktadır. Buna göre, 31.12.1980 (dahil) tarihine kadar verilmiş olan beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilmiş yahut ikmalen veya re'sen tarh edilerek cezasız olarak kesinleşmiş olup da kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihinden önce vadesi geldiği halde henüz ödenmemiş vergilerin 31.8.1981 günü mesai saati sonuna kadar ödenmesi halinde söz konusu alacak asıllarına bağlı gecikme zamları aranmıyacaktır. Vergi asıllarının kanunun yürürlük tarihinden önce ödenmiş fakat gecikme zamlarının ödenmemiş olması halinde de gecikme zamlarının aranmıyacağı tabiidir. Maddenin üçüncü fıkrasında kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihinden önce bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup da henüz tahsil edilmemiş bulunan vergi cezalarının (usülsüzlük cezaları) tahsilinden vazgeçileceği hükme bağlanmıştır. Fıkra hükmüne göre bir vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarından tahsil edilmiş bulunanların iade edilmeyeceği açıktır. Maddenin dördüncü fıkrası kısmen ödeme yapılması halinde uygulanacak esasları belirlemektedir. Dördüncü fıkra, ilkeyi belirleyen birinci fıkra ile 6183 Sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ödemenin mahsup edileceği alacakları düzenleyen 47 nci maddesine istisna getirmektedir. Getirilen bu istisna hükmüne göre, vergi borcuna mahsuben cebren veya rızaen tahsil edilen miktara tekabül eden cezanın % 10 unun ayrıca 31 .8.1981 tarihine kadar tahsil edilmesi halinde bu cezanın % 90 ının terkin edilmesi gerekmektedir. Ancak bu kanundan istifade etmek için 22.3.1981 tarihinden sonra rızaen yapılacak kısmi ödemelerin, mükellefin talebine uygun olarak alacağın aslı ile bu alacağa tekabül eden cezanın % 10 una mahsup edilmesi gerekmektedir. Kısmi ödemeye ilişkin fıkra hükmünü bir örnekle açıklayalım: Mükellef A adına ikmalen 500.000 lira vergi salınmış ve 1.500.000 lira kaçakçılık cezası kesilmiştir. Mükellef vergi ihtilafı yaratmış ancak vergi ve ceza yargı mercilerinde tasdik edilerek kesinleşmiştir. Mükellef A, vergi ve cezaya karşı kanunun yürürlüğünden önce herhangi bir ödeme yapmamış ancak kanun yürürlüğe girdikten sonra verginin 100.000 lirasını 31.8.1981 tarihine kadar ödemiştir. Mükellef A verginin tamamı olan 500.000 lirayı ödeseydi yararlanacağı ceza indirimi 1.350.000 lira olacak ve bakiye 150.000 lira cezayı 31 .8.1981 tarihine kadar ödemesi gerekecekti. Ödenen miktar 100.000 lira olduğuna göre, bunun 3 katı olan 300.000 liranın % 10 u 30.000 lira 31.8.1981 tarihine kadar ödendiği taktirde cezanın 270.000 lirası terkin edilecek verginin ödenmeyen 400.000 lirası ile cezanın 1.200.000 lirası için takip ve tahsile devam olunacaktır. Ayrıca mükellef A'dan ödediği 100.000 lira için gecikme zammı aranmayacak, geri kalan 400.000 lira için ise vade tarihinden itibaren gecikme zammı aranacaktır. Öte yandan kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 gününden önee Vergi Usul Kanununun Dördüncü kitap üçüncü kısım Üçüncü Bölümü hükümleri uyarınca uzlaşma vaki olmuş fakat henüz ödeme yapılmamışsa, mükelleflerin vergi aslının tamamı ile kesinleşmiş vergi cezasının % 10 unu 31.8.1981 tarihine kadar tamamen ödemeleri halinde uzlaşma sonucuna göre oluşmuş cezanın % 90 ı terkin edilecektir. Uzlaşma müessesesinin kısmen ödemeye imkan tanımamış olması nedeniyle bunların maddenin son fıkrasındaki kısmen ödeme hükmünden yararlandırılmaları mümkün değildir. Kesinleştiği halde vadesinde ödenmeyen vergi, resim ve harçlar ile bunlara bağlı vergi cezalarının tahsili için vergi dairesince cebren takibe geçilmiş olupta tebliğ edilmiş bulunan ödeme emirlerine mükelleflerce itiraz edilmişse, kanunun 1 inci maddesi hükümlerinden yararlanılabilmesi için, kanunun 3 üncü maddesi uyarınca ödeme emri ihtilafından mükellefce vazgeçilmesi ve alacak aslı ile cezanın % 10 unun 31.8.1981 tarihine kadar ödenmesi zorunludur. 2. İHTİLAFLI ALACAKLAR Kanunun 2 nci maddesiyle 22.3.1981 tarihine kadar ihtilaflı hale getirilmiş veya aynı tarih itibariyle itiraz süresi henüz geçmemiş olan vergi, resim ve harçlara ilişkin vergi cezaları ve gecikme zamları hakkında uygulanacak işlemler hükme bağlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre, 22.3.1981 tarihinden önce Vergiler İtiraz Komisyonu, Vergiler Temyiz Komisyonu veya Danıştay nezdinde ihtilaflı hale getirilmiş bulunan ya da aynı tarih itibariyle itiraz süresi henüz geçmemiş bulunan vergi, resim ve harçların 31 .8.1981 günü mesai saati bitimine kadar tamamen ödenmesi ve ihtilaftan vazgeçilmesi veya itiraz süresi henüz geçmemişse ihtilaf yaratılmaması şartıyla bu alacak asıllarına bağlı vergi cezaları ve gecikme zamları aranmayacaktır. Maddenin ikinci fıkrasında vergi, resim ve harçların kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihinden önce ödenmiş olması halinde ihtilaftan vazgeçilmesi veya itiraz süresi henüz geçmemişse ihtilaf yaratılmaması şartıyla bu alacak asıllarına bağlı vergi cezaları ve gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçileceği hükme bağlanmıştır. Maddenin son fıkrasına göre, ihtilaflı bulunan veya itiraz süresi henüz geçmemiş olan vergi, resim ve harç asıllarının tesbitinde kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihi itibariyle tarhiyatın bulunduğu en son safhada belirlenmiş miktar esas alınacaktır. Bunu bir örnekle açıklayalım. Mükellef B adına ikmalen 20.000 lira vergi salınmış, 60.000 lira kaçakçılık cezası kesilmiştir. Mükellef vergi ve cezaya itiraz etmiş, İtiraz Komisyonu vergi ve cezayı tasdik etmiş bunun üzerine mükellef Temyiz Komisyonuna başvurmuştur. Temyiz Komisyonu henüz bir karar vermeden 2431 Sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu durumda kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihi itibâriyle tarhiyatın bulunduğu en son safhada belirlenmiş olan miktar, İtiraz Komisyonunca tasdik edilmiş bulunan miktarlar olduğundan, mükellefin 20.000 lira alacak aslını 31.8.1981 günü mesai saati sonuna kadar vergi dairesine yatırmakla birlikte iki nüsha olarak düzenleyeceği dilekçeyle vergi dairesine başvurarak aynı süre içinde ihtilaftan vazgeçtiğini bildirmesi ve dilekçenin ikinci örneğinin vergi dairesince derhal Temyiz Komisyonuna gönderilmesi gerekmektedir. Bu örnekte mükellef henüz alacak aslını ödemeden ve ihtilaftan vazgeçtiğini bildirmeden Temyiz Komisyonundan karar çıkması halinde bile ödemeye esas alınacak miktar İtiraz Komisyonu kararında belirlenen miktar olacaktır. Öte yandan, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yargı mercilerince karara bağlandığı halde vergi dairesince bu karara göre ihbarname düzenlenerek mükellefe tebliğ edilmediği durumda dahi ödemeye esas olacak miktarın tesbitinde söz konusu karar esas alınacaktır. Kanunun 2 nci maddesi uyarınca ödemeye esas alınacak miktarın 31.8.1981 tarihine kadar tamamen ödenmesi zorunludur. Mükellef ihtilaftan vazgeçtiği halde alacak aslının tamamını anılan tarihe kadar ödemezse vergi dairesinin ihtilafı sürdürmesi gerekmektedir. Maddenin birinci fıkrasında geçen "... kanunun yürürlüğe girdiği tarihte itiraz süresi henüz geçmemiş olan vergi, resim ve harçlar..." ifadesi içinde kanunun yürürlüğe girmesinden önce henüz görüşülmemiş veya vaki olmamış uzlaşma taleplerininde yer aldığı açıktır. Bu tip alacakların kanunun 2 nci maddesi hükümlerine göre cezasız olarak ödenebilmesi için mükelleflerin uzlaşma talebinden vaz geçerek veya ihtilaf yaratmayarak tarh edilmiş olan vergiyi 31.8.1981 tarihine kadar tamamen ödemeleri zorunlu bulunmaktadır. Uzlaşma Komisyonunca karara bağlanmış vergiler hakkında ise 2 nci maddenin uygulanması mümkün değildir. Söz konusu fıkranın uygulanmasında itiraz süresinin başlangıcı olarak ihbarnamenin tebliğ tarihi esas alınacaktır. İhbarname 22.3.1981 tarihinden önce tebliğ edilmiş ve aynı tarihte itiraz süresi henüz geçmemiş ise fıkra hükmünden yararlanılabilecektir. İhbarnamenin 22.3.1981 tarihinden sonra tebliğ edilmesi halinde ise 1 inci maddenin uygulanması söz konusu olabilecektir. 3. İDARENİN İHTİLAFTAN VAZGEÇMESİ Kanunun 3 üncü maddesi, 1 ve 2 nci maddelerde yazılı şartlara uygun olarak ödeme yapılması ve her türlü ihtilaftan mükelleflerce vazgeçilmesi halinde, idarece de ihtilafın sürdürülmeyeceğini hükme bağlamaktır. Vergi dairesinin ihtilafı sürdürmemesi, mükellefin ihtilaftan vazgeçtiğini vergi dairesine iki nüsha olarak düzenleyeceği dilekçeyle birdirmesine ve bu kanuna uygun ödemeleri 31.8.1981 tarihine kadar yapmış olmasına bağlıdır. Vergi dairesi söz konusu dilekçenin bir örneğini derhal ihtilafın bulunduğu yargı merciine gönderecektir. Bu iki şartın bir arada gerçekleşmesinden sonra vergi dairesi ihtilaftan vazgeçecektir. Mükellef anılan ödemeleri yapmamış ise ihtilaftan vazgeçmiş olsa dahi vergi dairesince ihtilafın sürdürüleceği tabiidir. Diğer yandan, idarece ihtilaf yaratılması veya ihtilafın sürdürülmesi halinde, mükellefin ihtilaftan vazgeçmesi söz konusu olamayacağından, kanunun öngördüğü şartlara uygun olarak ödeme yapılması halinde idarenin ihtilafı sürdürmemesi gerekmektedir. Ancak, matrah takdiri nedeniyle yargı mercilerine başvurulması, tarhiyatın yapılmasına yönelik idari bir işlem niteliği taşıdığından, yargı mercilerince matrah takdir edilene kadar dosyanın işlemden çekilmesi söz konusu değildir. Bu durumda takdir edilen matrah üzerinden tarh edilen vergi ve cezanın 31.8.1981 tarihine kadar mükellefe tebliğ edilmesi halinde mükellef tarafından 1 inci maddeki şartların yerine getirilmesi suretiyle bu madde hükmünden yararlanması mümkün bulunmaktadır. 4. PİŞMANLIKLA BEYANNAME VERİLMESİ Kanunun 4 üncü maddesiyle, kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 31.8.1981 günü mesai saati bitimine kadar pişmanlık talebinde bulunularak beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergi, resim ve harçların tamamının aynı süre içinde ödenmesi halinde pişmanlık zammının aranmayacağı hükme bağlanmıştır. Kanunun 11 inci maddesiyle birlikte ele alındığında 31.12.1980 tarihinden sonra verilmesi gereken beyannameler üzerinden tarhedilecek vergiler açısından bu maddenin uygulanmayacağı açıktır. 5. EK SERVET BİLDİRİMİ Kanunun 5 inci maddesi hükmüne göre, Gelir Vergisi Kanununun 114 üncü maddesi gereğince servet bildiriminde bulunmak zorunda olan mükelleflerin, 31.12.1979 tarihi itibariyle mevcut olduğu halde, anılan tarihli servet bildiriminde göstermedikleri veya gerek değerlerinin altında gösterdikleri servet unsurlarını verecekleri ek servet bildiriminde göstermelerine imkân tanınmıştır. Bu şekilde verilecek bildirimde gösterebilecek servet unsurlarının 31 .12.1979 tarihi itibariyle mevcut olduğunun tevsik edilmesi zorunludur. Ancak, birinci fıkranın 6 ve 7 nci bentlerinde yer alan servet unsurlarının 31.12.1979 tarihi itibariyle mevcut olduğunun herhangi bir belgeyle tevsiki mümkün olmadığından, bu servet unsurlarının tevsiki için bankadan alınacak blokaja ait bir yazının vergi dairesine ibrazı yeterlidir. 31.12.1979 tarihi itibariyle mevcut bildirimi vermemiş olanlar ise bu döneme ilişkin servet bildirimlerini 31.8.1981 tarihine kadar verebileceklerdir. Mükellefler bu servet bildirimiyle beyan ettikleri yukarıda belirtilen servet unsurlarında tarh zamanaşımı içinde vermiş oldukları son servet bildirimine nazaran meydana gelen servet artışından geçmiş dönemlerde beyan ettikleri gelirlerle (bu döneme ilişkin giderler de dikkate alınmak suretiyle) izahı mümkün olmayan miktarı kendileri belirleyecekler ve bu farkın hesaplanış biçimini ayrıntılı olarak gösteren bir bildirimi vergi dairesine vereceklerdir. Bunu bir örnekle açıklayalım: Mükellef C en son 31.12.1978 tarihi itibariyle servet bildiriminde bulunmuş, 31.12.1979 tarihi itibariyle servet bildiriminde bulunmamıştır. Mükellef C'nin 31.12.1978 tarihli servet bildirimi özetle aşağıdaki gibidir. 31.12.1978 Tarihi İtibariyle Servet Bildirimi 1.Tarla1.000.000 2.Otomobil500.000 3.Tasarruf Mevduatı100.000 Net Servet:1.600.000 Mükellef C Tahsilâtın Hızlandırılması Hakkında Kanunun tanıdığı imkândan yararlanarak 31.12.1979 tarihi itibariyle servet bildirimini aşağıdaki şekilde düzenlemiştir: 31.12.1979 Tarihi İtibariyle Servet Bildirimi 1.Gayrimenkuller 3.000.000 _ Tarla1.000.000 _ Arsa (1978)1.000.000 _ Bina (1979)1.000.000 2.Otomobil 500.000 3.Tasarruf Mevduatı 100.000 4.Nakit (1979) 1.000.000 Net Servet: 4.600.000 (Parantez içindeki tarihler ilgili servet unsurlarının iktisap tarihlerini göstermektedir.) Mükellef C'nin geçmiş dönemlerdeki gelir ve gider bildirimleri aşağıdaki gibidir: _1978 takvim yılına ilişkin gelir beyanı: 400.000 _1978 takvim yılına ilişkin gider beyanı ile ödenen vergiler toplamı: 250.000 _1979 takvim yılına ilişkin gelir beyanı: 500.000 _1979 takvim yılına ilişkin gider beyanı ile ödenen vergiler toplamı: 300.000 Bu verilere göre, mükellef C`nin 31.12.1979 tarihli servet bildirimiyle birlikte vereceği % 20 vergiye tabi şervet farkının hesaplanış biçimini gösteren bildirimde yukardaki unsurlarla beraber aşağıdaki hesaplamayı göstermesi gerekmektedir: 31.12.1979 tarihli net servet 4.600.000 31.12.1978 tarihli net servet 1.600.000 Servet Farkı : 3.000.000 Kanundan yararlanmayacak servet unsuru : 1.000.000 Fark: 2.000.000 1978 + 1979 geliri 900.000 1978 + 1979 giderleri (Ödenen vergiler dahil)550.000 350.000 (Servet artışının gelirle izah olunabilecek kısmı) Servet Farkı2.000.000 Servet Artışının Gelirleizah olunabilecek kısmı 350.000 % 20 oranında vergiye tabitutulacak servet farkı 1.650.000 Mükellef C 31.12.1979 farihli servet bildirimi ile % 20 vergiye tabi servet farkının hesaplanış biçimini gösteren bildirimi ve 1978 de iktisap ettiği arsa ile 1979 da iktisap ettiği binaya ait tapuların tasdikli fotokopiklerini 31.8.1981 tarihine kadar vergi dairesine verecektir. Mükellef C'nin 31.12.1979 tarihli servet bildiriminde gösterdiği 1.000.000 lira nakdin maddede sayılan 7 servet unsuru arasında yer almamış olması nedeniyle % 20 oranında vergiye tabi tutulmayacağı, ancak yapılacak servet bildirimi incelemelerinde 2431 Sayılı Kanundan yararlanamayacak bir servet unsuru olarak dikkate alınacağı tabiidir. Mükelleflerden ek servet bildiriminde bulunacak olanlar bu bildirimlerini; 31.12.1979 tarihi itibariyle servet bildiriminde bulunmamış olanlar anılan tarihli servet bildirimleri ile servet artışını gösteren bildirimlerini ilgili vergi dairelerine en geç 31.8.1981 günü mesai saati sonuna kadar vermek zorundadırlar. 31.12.1 980 tarihi itibariyle verilmiş bulunan servet bildirimlerinin de bu bildirimlere göre ek bir servet bildirimiyle düzeltileceği tabiidir. 6. STOK BEYANNAMESİ Tahsilâtın Hızlandırılması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesiyle Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia ile sabit kıymet ve demirbaşlarını kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 60 gün içinde bir stok beyannamesiyle vergi dairelerine bildirmeleri ve bunları maliyet.bedeli ile değerlendirerek defterlerine intikal ettirmeleri imkânı sağlanmıştır. Söz konusu beyannamenin verilme süresi 21 .5.1981 günü mesai saati bitiminde sona ermektedir. Bakanlığımızca bir stok beyannemesi bastırılmayacağından, mükelleflerin verecekleri stok beyannamelerinde: a) Ad ve soyadlarını; b) İş nevini, c) İş ve ikametgâh adreslerini, d) Bağlı oldukları vergi dairesini, e) Vergi sicil numarasını, f) Beyan ettikleri emtia, sabit kıymet ve demirbaşlarını; _ Cinsini, _ Maliyet bedelini, _ Miktarını, ayrı ayrı göstermeleri gerekmektedir. Ayrıca mükelleflerin söz konusu beyannameye Damga Vergisi Kanununun IV Sayılı Tablosunun 2/b-4 bendi gereğince 15 liralık damga pulu yapıştırmaları zorunlu bulunmaktadır. Vergi daireleri stok beyânnamesinde yer alan bilgileri yukardaki esaslar açısından kontrol edecekler ve beyan edilen emtianın toplam maliyet bedeli üzerinden % 20 oranında vergi tarh ve tahakkuk ettireceklerdir. Sabit kıymetler ile demirbaşlar için herhangi bir tarhiyat yapılmayacaktır. Mükellefler bu madde uyarınca beyan edecekleri emtia, sabit kıymet ve demirbaşları aşağıdaki şekilde muhasebeleştireceklerdir: a) Bilanço usulüne göre defter tutanlar beyan ettikleri emtiayı, Emtia Hesabına giriş kaydedecekler ve bu hesabı bir pasif hesapla denkleştireceklerdir. İhtiyat niteliğindeki bu pasif hesap öz sermayenin bir cüzünü teşkil etmekle beraber kurumlarda ortaklara dağıtılması veya kurumun tasfiyesi halinde ayrıca vergilendirilmeyecektir. Maliyet bedelleri üzerinden aktife kaydedilecek sabit kıymet ve demirbaşların karşılığı ise pasifte birikmiş amortisman olarak gösterilecektir. b) İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar beyan ettikleri emtiayı defterlerine emtia girişi olarak kaydedecekler, sabit kıymetler ve demirbaşları ise tamamı amorti edilmiş olarak envanter kayıtlarında göstereceklerdir. 7. HENÜZ TAKDİR KARARI VERİLMEMİŞ EMLAK ALIM, VERASET VE İNTİKAL VE GAYRİMENKUL KIYMET ARTIŞI VERGİSİNE İLİŞKİN İŞLEMLER 2431 Sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, 1.1.1981 tarihinden önce beyannamesi verilmiş bulunan Veraset ve İntikal, Emlak Alım ve Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergileri için değerleme yapılması veya rayiç bedel takdiri için takdir komisyonlarına sevki gereken veya anılan komisyonlara sevkedildiği halde henüz değerleme veya rayiç bedel takdiri yapılmamış bulunan dosyalar hakkında mükelleflerce 30.6.1981 günü mesai saati sonuna kadar vergi dairelerine başvurularak; Veraset ve İntikal Vergisine tabi menkul ve gayrimenkul mallar ile Emlak Alım ve Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergisine tabi gayrimenkuller için beyan ettikleri değerin % 30 fazlasını takdir edilen değer veya rayiç bedel olarak kabul ettiklerinin bildirilmesi ve bu yeni değer üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen Emlak Alım ve Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergilerinin tamamı ile Veraset ve İntikal Vergisinin 31.8.1981 tarihine kadar, ödeme süresi geçmiş taksitlerinin 3l .8.1981 tarihine kadar, diğer taksitlerinin ise 7338 sayılı kanunda belirlenmiş süreler içinde ödenmesi halinde takdire sevk işlemi veya takdire sevk edilmişse değerleme veya takdir işlemi yapılmayacak ve ceza da uygulanmıyacaktır. Veraset ve İntikal Vergisi mükelleflerinin bu hükümden yararlanabilmeleri için beyanamelerinde gösterdikleri menkul mallarla gayrimenkullerin değerlerini % 30 oranında artırmaları yeterli olacak, buna mukabil fıkranın parantez içi hükmünde yer alan para, hisse senedi, tahvil, alacak ve borçlar ile borsada rayiçi bulunan kıymetli madenlerin değerinde her hangi bir artış yapmaları söz konusu olmayacaktır. Ancak, bu varlık, alacak ve borçlarda dikkate alınarak tarh ve tahakkuk ettirilen tüm vergilerin yukarda belirtilen sürelerde ödenmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hükümden yararlanmak isteyen Veraset ve İntikal Vergisi mükellefleri 7338 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan hakları da beyan etmiş iseler, bu hakların takdir komisyonlarınca değerlemesine devam olunacak ve takdir işlemi sadece bu haklara münhasır olarak yürütülecektir. Bu hakların değerlemesine ilişkin Takdir Komisyonu kararının vergi dairelerine tevdii üzerine, takdim edilen değer % 30 arttırımda dikkate alınarak tesbit edilen matraha ilave edilmek suretiyle gerekli vergi 7338 Sayılı Kanun Hükümleri uyarınca tarh, tahakkuk ve tahsil edilecektir. Emlak Alım ve GMKAV yönünden yapılacak % 30 oranındaki değer arttırımı beyannamede gösterilen değere ilave edilerek tarh ve tahakkuk işlemi yapılacak, bu durumda artık her iki vergi için de 198 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı hadlerin gözönünde bulundurulması söz konusu olmayacaktır. Vergi daireleri zamanaşımı süresini dikkate alarak, mükelleflerin başvurularını beklemeyecek ve takdire sevki gereken dosyaları, hazinenin herhangi bir kayba uğramasına meydan vermeyecek şekilde takdire sevkedeceklerdir. Mükelleflerin yukarıda belirtilen hükmünden yararlanmak üzere başvuruları halinde ilgili dosyalar takdir komisyonlarından bir yazı ila istenerek zimmet mukabilinde geri alınacaktır. Maddenin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, mükelleflerin başvuruları üzerine takdir komisyonlarından geri alınan dosyalarla ilgili olarak, bu dosyaların takdir komisyonuna sevkinden geri alındığı tarihe kadar 213 sayılı kanunun 114 üncü maddesi hükmü geçerli olacak dolayısıyla bu devre zarfında zamanaşımı işlememiş sayılacaktır. Mükelleflerin başvuruları üzerine geri alınan dosyalarla ilgili olarak, % 30 oranındaki arttırım dikkate alınmak suretiyle tahakkuk ettirilen Emlâk Alım ve GMKA Vergilerinin tamamının, V.l. Vergisinin ödeme süresi geçmiş taksitlerinin 31.8.1981 günü mesai saati sonuna kadar ödenmesi halinde dosyaların devir alındıkları tarihten anılan güne kadar; söz konusu vergilerin anılan tarihe kadar tamamen ödenmemesi halinde ise, ilgili dosyaların takdir komisyonlarından devir alındıkları tarihten itibaren iki yıllık ek zamanaşımı süresi tanınmıştır. Mükelleflerce yapılan başvuruya rağmen tahakkuk ettirilen vergiler 31.8.1981 tarihine kadar tamamen (V.I.V. de ödeme süresi geçmiş taksitlerin tamamı) ödenmediği takdirde devralınan dosyalar en kısa sürede yeniden takdir komisyonlarına sevkedilecektir. Bu şekilde takdir komisyonlarına sevkedilecek dosyaların karara bağlanıp vergi dairelerine tevdii üzerine başlangıçta mevcut olan süre ile bu kanunla tanınan iki yıllık ek zamanaşımı süresi de dikkate alınarak gerekli tarh ve tahakkuk işlemlerinin yapılacağı tabiidir. Maddede Veraset ve İntikal Vergisi mükelleflerinin 31.8.1981 tarihine kadar ödeme süreleri geçmemiş taksitlerinin 7338 sayılı Kanunda gösterilen sürelerde ödeneceği belirlenmiş olup, söz konusu taksitlerin vadesinde ödenmemesi halinde yeniden takdire sevk işlemi yapılmayacak ancak, vadesinde ödenmeyen bu âmme alacakları usulü dairesinde takip ve tahsil edilecektir. Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergisi dolayısiyle beyanname verme mükellefiyetinin yerine getirilmediği durumlarda olay takdire sevkedilmiş olsun veya olmasın herhangi bir tarhiyat yapılmamışsa, mükellefler, 1.1.1981 tarihinden önce verdikleri Gayrimenkul Kıymet Artışı Vergisi Teminat Bildiriminde gösterdikleri satış bedelinin % 30 fazlasının devir bedeli göstermek suretiyle kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen şekilde 31.8.1981 tarihine kadar, pişmanlıkla beyanname vermek ve bu beyannameler üzerinden tahakkuk ettirilecek vergilerin tamamını aynı süre içinde ödemek şartiyle birinci fıkra hükmünden yararlanabilirler. 1.1.1981 tarihine kadar Gayrimenkûl Kıymet Artış Vergisi Teminat Bildirimi verenlerin anılan tarihten sonra beyanname vermiş olmaları halinde de aynı şekilde pişmanlık hükümlerinden yararlanacakları tabiidir. Maddenin dördüncü fıkrasında, mükelleflerin bu madde uyarınca gayrimenkuller için kabul ettikleri yeni değerlerin bu kanunun yürürlüğünden önceki dönemlere ilişkin Emlâk Vergilerinde mükellefler aleyhine herhangibir işleme dayanak teşkil etmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu madde uyarınca verilecek dilekçelerde mükelleflerin: _ Ad ve soyadlarını, _ İkametgâh adreslerini, _ İlgili vergi dairesini, _ Vergi sicil numarasını, _ Beyannamede yer alan değerleri _ % 30 arttırımlı miktarı, göstermeleri gerekmektedir. Öte yandan maddenin birinci fıkrasının parantez içi hükmünde "takdire sevkedilmiş olup henüz karar verilmemiş olanlar dahil" ifadesi yer almış bulunmaktadır. Burada geçen "henüz karar verilmemiş olanlar" ifadesi kanunun yürürlüğe girdiği 22.3.1981 tarihi itibariyle karar verilmemiş olan dosyaları kapsadığından, bu tarihten sonra karar verilmiş olanların da kanun hükmünden yararlanacakları açıktır. 9. TAHSİL EDİLMİŞ BULUNAN TECİL FAİZLERİ VE GECİKME ZAMLARI Tahsilâtın Hızlandırılması Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde bu kanun hükümlerinden faydalanan mükelleflerden tahsil edilmiş bulunan tecil faizleri ile gecikme zamlarının iade edilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, vergi borcu tecil edilmiş bulunan bir mükellef taksitlerle birlikte tecil faizlerini ödemiş ve geri kalan taksitlerini sürelerinde ödemeyerek tecil şartlarını ihlal etmiş ve 31.8.1981 tarihine kadar kalan borcunu ödemişse gecikme zammı alınmayacak, ancak kendisinden tahsil edilmiş bulunan tecil faizleri hiçbir şekilde iade edilmeyecektir. Aynı şekilde kanunun yürürlüğe girmesinden önce ödenmiş bulunan gecikme . zamları da hiç bir surette iadeye konu teşkil etmeyecektir. 12. EK SERVET VE STOK BİLDİRİMİ ÜZERİNE TARH VE TAHAKKUK ETTİRİLECEK VERGİLERİN ÖDEME SÜRESİ 2431 Sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle Kanunun 5 ve 6 ncı maddeleri uyarınca verilecek ek servet bildirimi ve stok bildirimi üzerine tahakkuk ettirilecek % 20 oranındaki vergilerin % 40 ının 1981 ve % 60 ının 1982 takvim yılları içinde ikişer eşit taksitte ödeneceği ve taksit tarihlerinin Maliye Bakanlığınca tesbit edileceği hükme bağlanmıştır. Bakanlığımıza tanınan bu yetkiye dayanılarak anılan vergilerin ödeme süresi aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir; a) 1981 Yılında (verginin % 40'ı) 1 inci taksit: Eylül 2 nci taksit: Aralık b) 1982 Yılında (Verginin % 60'ı) 1 inci taksit : Haziran 2 nci taksit: Aralık Madde hükmü uyarınca, ödenecek bu vergiler hiç bir surette gelir ve kurumlar vergilerinden mahsup edilemeyecektir. 13. GENEL TEBLİĞİN YAYINLANMASINDAN ÖNCE VERİLMİŞ BİLDİRİMLER 2431 sayılı Kanun 22.3.1981 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunduğundan kanunun 5, 6 ve 7 nci maddeleri uyarınca tebliğin yayınlanmasına kadar verilmiş olan bildirim, stok beyannamesi ve dilekçelerin bu tebliğde gösterilen şekillere uygun olmaması halinde, mümkünse tamamlattırılması mümkün değilse mevcut şekliyle işleme konulması, tebliğin yayımından sonra alınacak olanların tebliğde gösterilen şartlar açısından kontrol edilmesi gerekmektedir. Tebliğ olunur. (*) Güncelliği Kalmamıştır.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.